·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Şubat 2026 02:27 ALTI HARFLİ BİR TATLI
"Acaba" ile başlayan her ihtimal karanlıktı. Ama biz o ihtimallerin hep çok güzel, en azından mevcuttan daha güzel olduğunu düşünüyor, bu yanılgıyla kendi kendimizi yiyip bitiriyorduk. Oysa karanlıkların içinde kötü senaryolar da olabilirdi, mevcut halimizi mumla aratacak senaryolar...
"Hayat nasıl da ayırıyor anneyi evlattan, kardeşi kardeşten... Herkesi kendi derdiyle bir kafese sıkıştırıyor. Görsen de anlasan da uzanamıyorsun."
Selime teyze ile Meltem'in buluşması ve ikisinin de yüreklerinde, düşüncelerinde olanları birbirine anlatırken kulakları ile değil de yürekleri ile dinlemeleri benim de aynı onlar gibi gözlerimle değil yüreğimle okumama vesile oldu. Nasıl da güzel bir eser okudum. Gece okumayı bitirdim ama ertesi gün de etkisi altında devam ettim güne. Aslında onların hayatlarını dinlerken ben de kendimle hesaplaştım, yaşadıklarıma farklı bakış açısı ile baktım. Yazar karakterlerin duygularını o kadar net ve güzel ifade etmiş ki etkilenmemek mümkün değil. Bazı satır aralarında ağladığımı itiraf ediyorum. Yüreğim parça parça oldu. Selime teyze ve Meltem anlattıkça ben de aydınlanma yaşadım sanki... Meltem’in anlattığı kimsesizlik duygusu üzdü beni... annesini hiç görmemesi, annesizliği, terk edilmişliği, istenmeme duygusunun korkusu ile onu aramak istememesi... babasının yeni evliliğinde ona bir yer olmaması, o çocuk duygularının ağırlığını hissettim. Içim halen buruk o yaşadığı hüzünlü anlara. Selime teyzenin de kalabalık bir ailesi varken herkes evlenip gidince ve eşi de vefat edince yapayalnız kalması ve onun da dediği gibi ‘tencerelerin boyu da pilavın suyu da azaldı yıllar içinde; en sonunda hepten sahan gibi tencerelerde yemek yapılması...’ ben de yaşadığım için onun hissettiklerini çok iyi anlıyorum. Küçük bir tava ve tencere yetip artıyor bile...
Meltem'in çocukken okul arkadaşının evine gittiğinde kızın babasının sorularının ardından aldığı yanıt üzerine kızı Burcu'ya Meltem'in yanında dedikleri benim bile ağrıma gitti. Anne babanın yanlışını, hatasının bedelini neden çocuklar ödüyor. O şekilde bir hayatı yaşamayı o çocuk mu istedi sanki... kendi kızının aynı şeyleri yaşamayacağının garantisini verebilir mi bir insan...
Selime teyzenin oğlunun dediği cümleler ‘Ben seni hep düşünüyorum biliyor musun? Kızlar da düşünüyor. Ama elimizden bir şey gelmiyor. Gücümüz yok anne. Hayat çok yorucu. Hepimiz kaldık yüklerimizin altında.” Hani derler ya bir ana dokuz çocuğa bakar da dokuz çocuktan biri bile bakmaz anasına... o ana da ilgi ve sevgi bekliyor işte, ama ne demişler araya el girince yel giriyor ve insanlar birbirinden uzaklaşıyor... Eserimiz okuyucuyu kendisiyle muhasebe yaptırıyor. Kitabın ismi olan altı harfli bir tatlı ne diye tahminde bulundum sonuna kadar, ancak tarif defterinde çıkan bulmaca sayfasında ne yazdığını okuduğumda gülümsedim. Meltem gibi ben de duygulandım. Kitabı beğenerek okudum. Sevgiyle.
#şerminyaşar #altıharflibirtatlı #okudumbitti #yorum