Tutunamayanlar, iddiası büyük ama etkisi kişiden kişiye çok değişen bir roman. Oğuz Atay’ın dil oyunları, parodileri ve parçalı anlatımı edebi olarak ilginç; fakat bu deneysellik her okurda aynı karşılığı bulmuyor. Metin yer yer zeki ve yaratıcıyken, yer yer de gereksiz uzayan, okuru yoran bir dağınıklığa dönüşüyor.
Romanın derdi önemli: yabancılaşma, tutunamama, modern insanın yalnızlığı. Ama bu derdin anlatımı çoğu zaman hikâyenin önüne geçiyor. Okur karakterlerle bağ kurmak yerine, metnin biçimiyle boğuşmak zorunda kalabiliyor. Bu da duygusal etkiyi zayıflatıyor.
Tutunamayanlar, edebiyatımız için cesur bir deneme; fakat her cesur deneme iyi bir okuma deneyimi sunmuyor. Etkileyici anları var, evet; ama bütün olarak bakıldığında dağınık, yorucu ve herkes için “başucu kitabı” olacak bir metin değil. Kıymetli ama vasat hissettiren bir okuma deneyimi bırakabiliyor.