Çevreme bakıyorum, birçok insan var, ve bir şeyin farkına varıyorum: bu kadar insan buraya gelip oturuyor, ve gerçekten tamamen oturmak için geliyor, ve gerçekten oturuyorlar; hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey üretmeden zamanlarını burada geçiriyorlar.
Benim hayatımda hiç olmayan bir şey bu; bir yandan hayranlıkla, yani, "bunu nasıl yapabiliyorlar, bu kadar umursamaz nasıl olabiliyorlar," duygusu içinde bakıyorum; diğer yandan içim burkuluyor, "insan hayatı bu kadar fütursuzca ve bu kadar kolayca çöp sepetine nasıl atılıyor," duygusunu taşıyorum.
Başka bir tarafım da sanki bir anlamda onlara gıpta ediyor. Bir ağaç gibi, bir taş gibi, bir ot gibi oturmak, sağa sola bakmak, öyle var olmak. Şimdi burada harcadıkları bu zamanla bu insanlar kendi hayatlarında neler yapabilirler? Yapabilecekleri şeyler yapılmadığı için şimdi bu toplumda, ailelerinde, kendi hayatlarında neler eksik kalıyor, kimse bunun farkında görünmüyor. Yaşam denen şeyin zaman olduğu, gerçek hazinenin işte bu zaman olduğunu acaba biliyorlar mı?
Belki de biliyorlar, ve onlar bana, "İşte biz o nedenle burada oturduk, beraber zaman geçiriyoruz, çünkü gerçek yaşam bu," diyebilirler. Milyonlarca, milyarca ve trilyonlarca saatler bir günde, bir haftada, bir ayda ve bir yılda harcanabilir."
SavaşçıDoğan Cüceloğlu