"An dediğimiz şey gördüğümüz mü yoksa hissettiğimiz mi,?
"Niyetini iyi düşün. Ona sıkıca tutun ve her ne olursa olsun vazgeçme. Bir isim köy ya da bir şeye benzet."
"Hayallerin konusunda umutsuz olma.Sürekli onları erteleme eyleminde bulunma.Sadece dile ,iste ve olacağına inan."
Yaprak, babasının yokluğuna hiçbir zaman alışamamışken, annesinin ani bir kalp krizi geçirerek vefat etmesiyle dünyada yapayalnız kalır. Uzakta akrabaları vardır elbette, ama hiçbiri anne ve babasının yerini tutamaz. Bu büyük kaybın ardından hayat onun için sessiz ve eksik bir hâl alır.
Her gün mezarlığa gider; annesi ve babasının mezarı başında akşama kadar oturur. Onların yokluğunu kabullenemez, vedayı bir türlü içine sindiremez. Mezarlıktan her dönüşü biraz daha yorgun, biraz daha kırık olur.
Yaprak’ın dikkatini çeken biri daha vardır mezarlıkta. Yan mezarlıkta her gün onunla aynı saatlerde gelen yaşlı bir teyze… O da mezarında yatan yakınıyla dertleşir, gözyaşlarını toprağa akıtır ve sessizce ayrılır. Bu yaşlı teyzenin adı Habibe’dir.
Yine böyle bir gün, Yaprak ve Habibe teyze mezarlıkta karşılaşırlar. O sırada Habibe teyzenin telefonu çalar. Konuşma bittiğinde yüzü bir anda bembeyaz olur. Telaşla toparlanıp yola koyulur. Bu hâli Yaprak’ın gözünden kaçmaz. İçine bir huzursuzluk düşer ve “Belki yardımıma ihtiyacı vardır” diyerek onu gideceği yere kadar bırakmaya karar verir.
Yaprak’ın endişesi boşa değildir. Habibe teyzenin oğlu Murat, annesinin evini satmış, tüm eşyalarını sokağa atmıştır. Oğlunun kötü biri olduğunu bilen çevredeki insanlar ise bu duruma karışmak istemez, Habibe teyzeye yardım eli uzatmaz. Yaşananlara daha fazla dayanamayan Habibe teyze olduğu yerde fenalaşır ve hastaneye kaldırılır.
Yaprak, ambulansı takip ederek Habibe teyzeyi yalnız bırakmamaya karar verir. Çünkü bazı insanlar, kan bağı olmasa bile kaderin bir yerinde birbirlerine tutunmak zorundadır.
Kitabın asıl can alıcı devamı ise tam da bu noktadan sonra başlıyor.
Ya sonra ne mi oldu?..
En sevdiğim tarafı ise şu oldu: Kitap acele etmiyor. “Hemen iyileş, hemen mutlu ol” demiyor. Tam tersine, duyguların bir haritası olduğunu söylüyor ve herkesin yolunun farklı olduğunu kabul ediyor.