Şevket Süreyya'nın kalemine dair söylenebilecek o kadar şey var ama herhalde gözlemciliği ve sosyolojik analizleri hepsinin önüne geçer. Edirne'nin yoksul göçmen mahallelerinden başlayıp Moskova kadar giden bir hayat hikayesi içinde bizi bize bu kadar iyi anlatan otobiyografik bir eser okumadım desem en doğru tabir olur. Dönemin insanını, toplum yapısını ve dönemin siyasal koşullarını bu kadar nesnel bir bakış açısıyla anlatabilmek büyük yetenek gerektirir. Bugünün Türkiye'sini de anlamak için bu kitabı okumak şart. Okuyun , okutun. Herkesin kütüphanesinde olması gereken kitaplardan biri