Kumarbaz – Fyodor Dostoyevski (Spoiler İçerir) Kumarbaz
Polina’ya olan aşkı ve saplantıyı gerçekten hissettiriyor. Polina’nın ona karşı sergilediği o küçük düşürücü, umursamaz tavır ise harika; tam âşık olunası ve peşinden koşulası bir hâl. Abartılı bir saplantı gibi dursa da güçlü bir gerçeklik hissi veriyor.
Güzel bir atasözü vardı: “Domuzu eve çağırırsan masaya ayaklarını uzatır.” Bu söz özellikle hoşuma gitti. İsimler ve unvanlar başlangıçta biraz fazla ve karışık geliyor ama kısa sürede anlaşılıyor ve alışılıyor.
Sınıf farklılıkları oldukça belirgin. Farklı bir sınıfa aitmiş gibi görünmek isteyen insanların aslında ne olduklarının anlaşılamaması da çok iyi yansıtılmış. Polina bir Fransız’a âşık ve hiçbir zaman kumarbazı sevecek gibi görünmüyor. İngiliz Astley’i de aslında sevmiyor. Kumarbaz ise baştan beri takıntılı bir karakter; zaten en sonunda bu takıntı tamamen kumara dönüşüyor.
Blanche’ın ne olduğunu aslında tüm erkekler biliyor ama yine de herkes ona kanıyor. Fakirler para ve şan peşindeyken, zenginler tutkularının peşinde. Polina’nın kumarbazı görmezden gelmesi ve aşağılaması sinir bozucu. Kumarbaz Aleksey İvanoviç ise sonunda tamamen kayboluyor gibi; okurken bir an ismini bile unuttum. Astley ne derse çıkıyor sanki; öngörüleri çok yüksek.
Kitabın sonunda Polina’nın Aleksey’i sevdiğini söylemesi bana tutarsız geldi. Buna inanmadım; sevmekten çok acımak gibi, ya da katilin olay mahalline dönmesi misali… Astley’i göndermesi de sanki ortamı kolaçan etmek içindi. Tüm saplantısı aşık olduğu kadın olan bir adam, saplantısını kumara çevirip çekip gidiyor. O kadar bağımlı ve saplantılı ki aşkta ve kumarda kendi onuruna zarar vermekten geri durmuyor..