İmam Suyuti (rhm), bu risalede sünnetin hüccet olduğunu reddeden zevada karşı çeşitli kaynaklardan delilleri bir araya getirmiştir. Bu deliller arasında ayetler, sünnet ve ümmetin uygulamaları vardır. Her bir delili detaylı aktarma gayretinde olamayacağım.
Bazı delil olarak kullanılan ayetleri iktibas ile başlayalım.
- "Allah'ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir. " Haşr suresi, 7.ayet
- "(Resûlüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir." Ali İmran suresi, 31. ayet
-"Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." Ahzab suresi, 36. ayet
-"Hayır! Rabbine andolsun ki onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da verdiğin hükme, içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar." Nisa suresi, 65. ayet
Bencileyin, yukarıdaki mezkur ayetler kişinin sünneti delil olarak kabul etmesi ve iki elle sarılması için gayet yeterli bir gerekçedir.
Allah Rasülü (sav), Kur'an-ı Kerim'den farklı olarak hiç bir şey söylememiştir; hak dışında da konuşmamıştır. Dolayısıyla onun (sav) sözleri ancak ve ancak şerh ya da bilginin olmadığı bir alanda teşri ifadelerdir.
"Benden gelenleri Allah'ın Kitab'ına arz ediniz. Ona uygun ise ben söylemişimdir. Şayet ona aykırı ise ben söylememişimdir."
Bu hadis-i şerif mana açısından oldukça doğru ve geçerlidir. Hadis-i şerifleri tahriç etmek açısından çok önemli bir yöntemi devreye sokabilir. Yalnız rey ehlinin yaklaşımlarından burada sakınmak gerekir. Çünkü nefsin devreye girmesi sonucunda hadisler zayıflatılıp; hükümsüz bırakılmaya çalışılmıştır zevad tarafından. Bu ve buna benzer hadis-i şerifleri de İmam Suyuti (rhm) başkalarının tahlilleri sonucunda zayıf, illetli ya da munkatı hadis olduklarının tespit edildiğini ortaya koymuştur. Çünkü Hz. Peygamber'in (sav) zaten Kur'an-ı Kerim ile örtüşmeyen bir şey söylemesi mümkün değildir; bu hadislerle amel edilemeyeceği akla yatkındır.
Son olarak, görülen odur ki; insanlar Kur'an ve sünnetin arasını açarak nefisleri için bir alan oluşturmaya çalışmaktadırlar. Burada mü'min güçlü durmalıdır. Eğer bize sünneti taşıyan ashap-ı kiramı ve söz'ün sahibi Hz. Muhammed (sav)'i kadük bırakırsak günümüzde; Kur'an-ı Kerim'i getiren aynı zincirin eminliği de yitirilmiş olur.