1 Deli Tek Hilkat 1 Ucube / Çok Garibe...
9/10
·287 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 15:28
Bir hakikatin peşine düşerken kayboluşun hikâyesini anlatan bu eseri okudunuz mu? Ben okudum. İnsan, zaman zaman bilinmeyene karşı müthiş bir merak besler; korkunun verdiği o garip hazza kapılır ve adımlarını karanlığa doğru atar. İşte tam da bu noktada, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın efsunlu ve mâverâî (aklın ötesine ait) dünyasına adım atarız. Doktor Ferhat ile Tayfur, Ece Mezarlığı’na gidip gelir; görünmeyen varlıklar, meçhul kuvvetler ve metafizik ihtimaller hakkında emareler yakalamaya çalışırlar. Bir müddet sonra Sadi, Feyzi ve Nihat'ta arkadaşlarını gizlice takip etmeye karar verir. O gecelerden birinde üç iskelet zuhur eder; Tayfur bu manzara karşısında dehşete kapılıp bayılır. Mezarlığa yapılan bu geliş gidişler, yaşanan hadiseler etrafında uzun münakaşalara yol açar. Hikmet arayışı, çoğu zaman ahmaklıkla malul çıkarımlar yüzünden akamete uğrar. Tayfur, bütün bu anlatılanlarav e gördüklerine dahi inanmaz; olan biteni birer tezvirat ve tiyatrodan ibaret sayar. Zannınca bu oyunun faillerini bulmaya karar verir ve hakikatin izini sürmek için halka karışır. Nihayetinde ümidini dirilerden keser, bir gece tekrar mezarlığa giderek ölülere seslenir: “Dirilerin ahmaklıklarından ümidimi kestim; aydınlanmayı sizden bekliyorum.” der. Hadiseler tevatür ederken, romanda pek çok hilkat-i garîbe tafsilatlı biçimde anlatılır; okuyucunun ufku, hem akıl hem de ironi yoluyla açılır. Nasîra ise Tayfur’a duyduğu aşk sebebiyle bir tür aşkınlık hâline sürüklenir ve hakikatle temas hâlinde olan bir iskeletten haber alır. Bu iskelet, konağın salonunda yalnızca Nasîra ile irtibat kurar. Etrafındakiler onun delirdiğini zanneder; hâlbuki Nasîra, bu iskelet vasıtasıyla öte âlemlerden işaretler almakta, hatta istikbali sezmektedir. Hüseyin Rahmi, deliliği salt aklın yitimi olarak telakki eden “akıllılara”, kendi körlüklerinin penceresini aralar. Böylece her şeyde bir kendindelik ve düzen vehmeden zihniyetin ne derece sathî olduğunu ustalıkla ifşa eder. Tayfur’un Banu’ya olan aşkı ve nefsine yenik düşmesi, onu erdemlerinden uzaklaştırır. İnanmadıkları o hilkat-i ucûbe olan iskelet ise ironik biçimde davayı çözen yegâne unsur hâline gelir. Velhasıl karşımızda yine klasik bir Hüseyin Rahmi Gürpınar vardır: Metaforlarla örülmüş, batıl inançlar üzerinden aklı ve toplumu sorgulayan, satır aralarında kuvvetli bir tarih ve zihniyet eleştirisi barındıran bir eser.
Sosyoloji
Dirilen İskeletHüseyin Rahmi Gürpınar · Everest Yayınları · 2010343 okunma
·
35 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.