Gönderi

Bazı Anneler Hayatı Taşır
7/10
·417 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 15:41
Kavuşma , “ Piruze”nde yarım kalan bir hikâyenin tamamlanışı değil sadece; zihnin bir köşesinde yıllarca dönüp duran soruların tek tek cevap bulduğu bir yüzleşme kitabı. Piruze’nin hikâyesi ilk kitaptan beri aklımdaydı; çünkü yarım kalan her şey gibi, onun da kaderi insanın zihninde yer ediniyor. Bu yüzden bu kitabı bitirdiğimde hissettiğim duygu en çok “tamamlanmışlık” oldu. Kitap, kaldığı yerden devam ediyor ve bunu yaparken okuru zorlamıyor. Aksine, anlatım dili o kadar akıcı ki sayfalar adeta bir film şeridi gibi akıp gidiyor. Bölüm bölüm ilerleyen yapısı, bir dizi izliyormuş hissi uyandırıyor. Okumaya yeni başlayanlar için rahatlıkla önerilebilecek, dili sade ama duygusu ağır bir kitap. Merak unsuru sürekli diri tutulduğu için ben de dört günde bitirdim; çünkü Piruze’nin hikâyesi zihnimi kolay kolay bırakmadı. Piruze’nin yaşam mücadelesi kitabın omurgasını oluşturuyor. Severek evlendiği Wassim’le kurduğu hayat; aldatma, şiddet, iftira ve yalnızlıkla paramparça oluyor. Orta Doğu’da bir kadın olarak var olmanın ne kadar zor olduğunu Piruze üzerinden tüm çıplaklığıyla görüyoruz. Şam’dan ayrılabilmek için eşinin iznine muhtaç olması, kaçmak zorunda kalması ve çocuklarını havalimanında bırakması kitabın en sarsıcı anlarından biri. O sahnede insanın içi acıyor; çünkü bir annenin evlatlarından vazgeçmesi değil bu, hayatta kalmak için verdiği en ağır karar. İstanbul’a geldikten sonra Piruze’nin yeniden ayağa kalkma çabası, kitabın umut veren tarafı. Çalışması, iş kurması, para kazanması; ama tüm bunları yaparken zihninin ve kalbinin hep çocuklarında kalması çok gerçek ve çok insani. Şam’a dönme girişimleri ise her defasında daha ağır bedellerle sonuçlanıyor: hapis, dayak, ölümle yüzleşme hissi… Tüm bu yaşananlar, “neden gitmedi, neden polise başvurmadı” gibi bugünün konforlu bakışıyla sorulan soruların, farklı zamanlar ve coğrafyalar söz konusu olduğunda ne kadar anlamsızlaştığını gösteriyor. Piruze’nin yıllar boyunca Wassim’e duyduğu nefret son derece anlaşılır. Aldatılmış, dövülmüş, çocuklarından koparılmış bir kadının duyguları romantize edilmiyor; olduğu gibi veriliyor. Buna rağmen Piruze’nin hayatta kalma becerisi, soğukkanlılığı ve sabrı hayranlık uyandırıcı. Kitapta söylediği “Sabır benim için bir arkadaş, bir yoldaş oldu” cümlesi, onun tüm yaşam özetini tek başına anlatıyor. Final bölümünde ise okur zor bir vicdan muhasebesine davet ediliyor. Wassim’in ölüm haberi, annesinin Piruze’yi arayıp helallik istemesi ve Piruze’nin affetmeyi seçmesi… Burada durup kendime sordum: Ben affeder miydim? Büyük ihtimalle hayır. Bu yüzden Piruze’nin affı bana yüce gönüllülükten çok, derin bir yorgunluğun ve kabullenişin sonucu gibi geldi. Son pişmanlığın fayda etmediği gerçeği, kitap boyunca sessizce ama güçlü biçimde hissediliyor. Kavuşma, mutlu sonla biten nadir kitaplardan biri. Piruze’nin 21 yıl sonra çocuklarına kavuşması, anne–çocuk bağının asla kopmadığını bir kez daha hatırlatıyor. Yıllarca iftiralarla büyüyen çocukların gerçeğe ulaşması, bu kavuşmayı daha da anlamlı kılıyor. Türk filmi tadında, gözleri dolduran ama içi ısıtan bir sonla kapanıyor kitap. Bu hikâye bana şunu düşündürdü: Bazı insanlar sabrı seçmez, sabır onları seçer. Piruze de onlardan biri. Onun hikâyesi sadece bir kadının değil; bir annenin, bir insanın hayatta kalma direncinin hikâyesi. Bitirdiğim için mutluyum. Çünkü yarım kalan bir hikâye tamamlandı ve kalbimde hak ettiği yere oturdu. Keyifli okumalar dilerim..
Roman
KavuşmaSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20255,3bin okunma
·
149 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.