Fyodor DostoyevskiBudala
Eserde, sara hastası bir gencin İsviçre'de tedavisi süresince, içindeki anayurt özlemi ile seneler sonra ülkesine dönmek için Petersburg trenine binmesi şeklinde başlayan; yeni insanlarla tanışması, bir güzele duygular beslemesi, doğruluğu ve yalandan uzak olması sebebiyle "budala" olarak anılması, insan ilişkilerindeki merhameti yüzünden alaya alınmasının üzerine başka bir genç kadının işin içine girmesi sebebiyle neticelenen bir trajedi anlatılıyor.
• Doğrusunu isterseniz, her zaman iyi yürekliyimdir ve en önemli eksikliğim budur, çünkü her zaman gerekmez iyi yürekli olmak. (Sayfa 68)
• Siz erkekler hep bu hatayı yapıyorsunuz işte: Ya namussuz kadınlarla düşüp kalkmalısınız ya da namuslularla, birini seçmeli! Yoksa muhakkak karıştırırsın işleri... (Sayfa 217)
• ... iyilik yapmak hoş bir şeydir, ama aşırıya kaçmayacaksın. (Sayfa 400)
• Size şunu da söyleyeyim, ömrümde onun kadar temiz yürekli, dürüst ve her şeye çabucak inanan bir insan tanımadım ben. Onu dinledikten sonra, isteyen herkesin onu kolaylıkla aldatabileceğini, kendisini aldatan herkesi aradan bir süre geçtikten sonra bağışlayabileceğini öğrendim ve işte bunun için de sevdim onu... (Sayfa 720)
• ... zavallı budala! Kim bilir daha neler gelecekti başına? (Sayfa 740)
Prens Lev Nikolayeviç Mışkin, herkes tarafından "budala", "hasta" yaftası yemesi sebebiyle sıklıkla yerilmesine rağmen, yerine göre oldukça aklı başında ve zeki bir adam. Önce âşık olduğunu sandı, sonra bunun aşk olmadığını fark etti, bu esnada başka birisine evlenme talebinde bulundu, o kişi tarafından zannediyorum ki "sevgisinin âkıbeti" anlaşılsın diye defalarca alaylara, terslenmelere ve çeşitli aşağılanmalara maruz kaldı. Tek bir karar verememesi üzerine de kat ettiği tüm ilerleme, kat be kat fazlasıyla, her anlamda, gerilere itti kendisini. Yaşadığı trajedi de tuzu biberi oldu.
Nastasya Filippovna, kendisini değersiz gören, sevdiği kişiye kendisini yakıştırmadığından onun teklifini kabul edemeyen, bunların yanı sıra kararında da duramayan ve güvenilmez bir kadındı. Davranışları ve kararları yargılanmaya ve eleştirilmeye fazlasıyla açık, kendi kendini tüketmiş bir karakter.
Aglaya İvanovna, eserin başlarında kendisine olumlu duygular beslesem de ilerleyen sayfalarda aşırı ve tutarsız davranışları, duygularını asla belli etmeden, aksine; aşırı yerme, incitme ve sorgulamaları neticesinde birkaç kişinin akıbetini değiştirebilecek konumda bulduğum bu karakter, eserin sonunda yaşanan trajedide rol oynayan karakterlerden birisi oldu.
Yepançinler, Gavrila Ardalionoviç, Ptitsın, Lebedev, Rogojin karakterleri eserde aktif rol oynamalarına karşın bu eserde gerçekten sevdiğim ve desteklediğim kişilerden olamadılar.
Esere sonradan dahil olan, başlarda sevemediğim, çıkar peşinde olduğunu düşündüğüm tek karakter olan Yevgeniy Pavloviç'in, eserin sonlarında asla tahmin etmediğim davranışları, ona bakış açımı tamamen olmasa da olumlu anlamda değiştirdiğini eklemeden edemeyeceğim.
Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.