• Stoacılık, kısaca özetleyecek olursak; kontrol edemediğimiz şeyleri kabullenip, kontrol edebildiğimiz düşüncelerimiz, tutumumuz, davranışlarımız gibi faktörlere odaklanmayı öğütleyen bir felsefe türüdür.
• Bu kitap, benim gibi stoacılık felsefesini yeni keşfedenlere rahatlıkla önerebileceğim bir başlangıç kitabı. Çünkü yazar, stoacılığı soyut bir felsefe türünden çıkarıp günlük hayatta uygulayabileceğimiz zihinsel bir egzersize dönüştürüyor. Yazım diliyle, sunduğu biyografik örnekler ve tekniklerle rehberlik görevini başarıyla üstleniyor. Yazarla karşılıklı kahve içerken sohbet ediyormuşuz hissi veriyor. Ve en önemlisi, durup kendinize bakmanızı sağlıyor. Büyük laflar etmek yerine sade ama düşündürücü etkiler bırakıyor.
• Stoacı düşünceyi çoğunlukla Seneca olmak üzere, Marcus Aurelius, Epiktetos gibi filozoflarla modern örnekler üzerinden anlatıyor. Hayatı kontrol etmeye çalışmak yerine ona karşı duruşumuzu değiştirmeyi öğretiyor. Yaşadığımız tersliklere olumsuz yaklaşıp yakınmak yerine, onları doğal kabul edip olumlu bir şekilde üstesinden gelmemizi öğütlüyor. Ve bunu yaparken bizim de bazı insanların hayatında tersliklere sebep olduğumuzun farkındalığını gösteriyor. Engelleri aşarken alabileceğimiz zevkleri, sınav ve çerçeveleme teknikleri ile eğlenceli kılıyor. En önemlisi, öfke veya olumsuz duyguları bastırmaktan ziyade onları en aza indirgemeyi hedefliyor.
• Yazarımızın dediği gibi:
“Biraz çaba ve zekâyla, neredeyse karşılaştığınız her kara bulutun içinde bir ışık huzmesi bulabilirsiniz. Çünkü durum ne kadar kötü olursa olsun, daha kötüsü de olabilirdi; bu tek başına şükretmek için bir sebeptir.”
• Son olarak unutmadan, Stoacılık bir din veya dinsizlik değildir; aksine bütün dinlerle uyumludur ve asıl amacı bu dünyada geçirdiğimiz zamanı daha olumlu kılmaktır.