Puan vermedi·162 syf.··Beğendi
· ARCVEN EFSANELERİ’ne hazır mısınız?
Bir kitap düşünün ki her sayfası ayrı bir kapı açıyor:
Bazen kanatlı bir aslanın zincirleri kıran öfkesiyle titriyorsunuz,
bazen bir vampirin gökyüzünden yağan kutsal kan yağmuru altında ağlayışına tanık oluyorsunuz.
Kimi zaman taht için kardeşlerini doğrayan bir prensin boş salonlardaki çığlıklarını duyuyorsunuz,
kimi zaman yasak aşkı uğruna iki düşman ırkı barıştıran bir bebeğin ilk ağlamasını…
15 bağımsız hikâye.
15 farklı ruhun karanlıkta ışığı arayışı.
İntikam mı merhamet mi daha ağır basar?
Kötülük iyiliği doğurabilir mi?
Güzellik gerçekten dış görünüşte mi saklıdır, yoksa vicdanın en derin çatlaklarında mı?
Serion, Arcven’in kadim evreninde bizi nefretle sevgi, zulümle adalet, ölümle yeniden doğuş arasında gezdiriyor. Her hikâye kendi içinde tamamlanıyor ama hepsi aynı soruyu fısıldıyor:
İnsan olmak (ya da insan olmamak) ne demek?
Okuduktan sonra uzun uzun düşünüyorsunuz.
Bazı sayfaları tekrar açıyorsunuz.
Ve bir süre karanlıkta oturup “Ben olsam ne yapardım?” diye soruyorsunuz.
Eğer mitoloji, derin karakterler ve “sonu gelmeyen” felsefi sorgulamalar ilginizi çekiyorsa…Okuyun .
Hangi hikâye sizi en çok ilginizi çekti “Kanatlı Adalet” mi, “Kutsal Susuzluk” mu, yoksa başka biri mi? Yorumlara yazın, belki ipucu veririm )