Sait Faik’in Lüzumsuz Adam’ı, gündelik hayatın kıyısında kalmış insanlara dikkat kesilen, küçük anların içindeki büyük yalnızlığı görünür kılan bir öykü kitabı. Yazar, kahramanlarını çoğu zaman “işe yaramaz” sayılan anların içinden seçer; balıkçılar, işsizler, sokaklarda oyalananlar, içe dönük insanlar… Bu öykülerde olaydan çok ruh hali öne çıkar. Dil sade, sıcak ve samimidr; süslemeye kaçmadan insanın içini yoklar. Okur, anlatılan hayatlara yukarıdan bakmaz; tam tersine, onların yanına oturur ve suskunluklarını paylaşır.
Kitap boyunca hissedilen temel duygu yalnızlık olsa da bu karamsar bir yalnızlık değildir. Sait Faik, insanı olduğu haliyle kabullenen bir bakış sunar; kusurlarıyla, çelişkileriyle, kırgınlıklarıyla… Lüzumsuz Adam, modern hayatın “faydalı olma” takıntısına sessiz bir itiraz gibidir. Bu yönüyle kitap, aceleci ve gürültülü dünyada durup etrafa bakmak isteyen okurlar için hala çok canlı ve çok tanıdık. Sait Faik’in insana olan derin merhameti, bu kitabı yıllar geçse de eskimeyen bir yere koyuyor.