Gönderi

Kaç yaşında olursa olsun insan anlaşılmak istiyor.
Sayfa 22
··
84 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Merve İlhan
Gönderi Sahibi
Gerçekten çok hoş sözler. Yazdıklarınızın üzerine ne yazılsa yavan kalacak. Bu güzel paylaşım için teşekkür ederim🙏
Zaman, insanın yalnızca derisindeki çizgileri derinleştirir; ruhun o en temel, o en amansız açlığını—anlaşılma arzusunu—asla evcilleştiremez. "Kaç yaşında olursa olsun..." diye başlayan bu tespit, aslında varoluşun en kuytu köşesine yakılmış bir fenerdir. Çünkü insan, kaç bahar devirirse devirsin, kendi iç sesinin bir başkasının göğsünde yankılandığını duymadığı sürece, bu dünyada hep bir yabancı, hep bir mülteci olarak kalır. ​Anlaşılmak, sevginin çok ötesinde bir mertebedir. Sevgi bir histir; oysa anlaşılmak bir tanıklıktır. Birinin bizi anlaması; zihnimizdeki karmaşanın, dilimizdeki suskunluğun ve kalbimizdeki o kimseye açamadığımız yaraların bir başkası tarafından haritalandırılmasıdır. Yaş aldıkça kelimelerimiz azalır, savunma mekanizmalarımız güçlenir ve dış dünyaya karşı daha geçilmez kaleler inşa ederiz. Fakat o kalelerin en karanlık odasında, hala birinin gelip kapıyı çalmasını ve "Seni görüyorum, seni duyuyorum ve olduğun halinle biliyorum" demesini bekleyen o değişmeyen çocuk saklıdır. ​İnsanın yaşı kaç olursa olsun, bir başkasının bakışında kendi gerçeğini bulma çabası son bulmaz. Zira dünya, herkesin konuştuğu ama kimsenin birbirini gerçekten duymadığı koca bir uğultudan ibarettir. Bu uğultunun içinde birinin çıkıp ruhumuza tercüman olması, bize bu hayatta yalnız olmadığımızı fısıldayan yegane mucizedir. Nihayetinde insan, anlaşıldığı kalbe yerleşir; orada yaşlanır ama orada asla eskimez. Velhasıl kelam; insan, ne kadar yol yürürse yürüsün, ne kadar fırtına dindirirse dindirsin, günün sonunda sadece diz çökeceği bir liman değil, zihninin kıvrımlarında kaybolmadan ağırlanabileceği bir "anlayış" arıyor. Çünkü sevgi bir ihtimaldir, ama anlaşılmak bir teslimiyettir; ve insan, ancak gerçekten anlaşıldığı kalbe tamamen ait olabilir.