9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 82. kitabı
Aman dostlar, toplaşın! Bugün size "normal" olmaktan yaka silkmiş, akıllılığın sınırlarını çoktan terk etmiş o muazzam kitaptan, Mine Söğüt’ün Deli Kadın Hikayeleri’nden bahsedeceğim. Eğer hayatınızda her şey çok tıkırındaysa, "biraz huzur bulayım" diyorsanız; hemen o elinizdeki kitabı yere bırakın ve sakince uzaklaşın. Çünkü bu kitap size huzur değil, şahane bir huzursuzluk vaat ediyor! Kitabı elime aldığımda ilk fark ettiğim şey, içindeki o tekinsiz ama bir o kadar da tanıdık çığlıktı. Bahadır Baruter’in o meşhur, insanın içine işleyen (ve bazen rüyasına girecek kadar ürküten) çizimleriyle birleşince, kendimi bir anda akıl hastanesi kantininde felsefe yaparken buldum. Can Yayınları sağ olsun, bize öyle bir dünya sunmuş ki; okurken "Acaba ben mi deliyim, yoksa bu dünya mı beni bu hale getirdi?" diye sormadan edemiyorsunuz. Spoiler vereyim: Muhtemelen ikincisi! Kitapta tam 21 tane kadın var. Ama öyle bildiğiniz, gün gün "ne yemek yapsam" diyen kadınlar değil bunlar. Toplumun o daracık kalıplarına sığmamış, sığmaya çalıştıkça da çatlamış kadınlar. Mine Söğüt ablamız; tacizi, baskıyı, şiddeti ve "elalem ne der" hapishanesini öyle bir anlatmış ki, delilik burada bir hastalık değil, resmen bir süper güç haline gelmiş. Hatta kitaptaki bir karakterin dediği gibi: "Ben deli değilim, sadece sizin gerçeklerinize inanmıyorum." Alın size kapak gibi aforizma! Eğer pembe dizilerden sıkıldıysanız, bu kitap size hayatın kapkara ama çok dürüst bir yüzünü gösterecek. Okurken bazen bir karakterin yerinde olsanız sizin de o baltayı elinize alacağınızı fark edip kendinizden korkuyorsunuz. Korkun, güzeldir! Bu kitap bir "kadın kitabı" değil, bir "insanlık cinneti" günlüğü. Eğer siz de benim gibi "Normal dediğin nedir ki, herkesin deliliği kendine özeldir" diyorsanız, Mine Söğüt’ün bu sarsıcı dünyasına balıklama dalın. Ama dikkat edin, su biraz soğuk ve dibi görünmüyor! Kitabın en sarsıcı hikayelerinden biri kesinlikle Madam Arthur Bey. Ekşi Sözlük ahalisinin de favorilerinden olan bu öyküde, kadın olmanın getirdiği acıyı öyle bir metaforla anlatıyor ki... "Kadınlar sevişirken mutlu olmaz, acı çekerler. Sadece acı çekmeyi seven kadınlar sevişirler" cümlesi tokat gibi çarpıyor. Burada delilik, bir akıl kaybı değil; toplumun sana dayattığı o kimlikten sıyrılıp, her şeyin ötesinde bir varlığa dönüşme çabası... Eğer psikolojiye meraklıysan bu öykü tam sana göre. Akademik çevrelerde Melanie Klein’ın "nesne ilişkileri kuramı" üzerinden bile incelenen bu hikaye, çocukluk travmalarının nasıl birer "canavara" dönüştüğünü gösteriyor. Mine Söğüt, geleneksel "tatlı çocukluk" masallarını alıp çöpe atıyor ve yerine parçalanmış bir kimlik bırakıyor. Özetle pek sayın okur; Bu kitap, senin "normal" dediğin her şeyi sarsmak için yazılmış. Eğer hala okumaya niyetliysen, yanında bir bardak sert kahve bulundur çünkü Mine Söğüt seni uyutmamaya kararlı. Keyifle Okuyunuz....
Deli Kadın HikayeleriMine Söğüt · Yapı Kredi Yayınları · 201911,7bin okunma
·
94 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.