Gör Beni, Cumhuriyet’in ilanından sonraki yıllarda, eski ile yeninin çatıştığı bir dönemde geçiyor. Bir yanda hâlâ Osmanlı düzenini geri getirmeye çalışanlar, diğer yanda Atatürk önderliğinde modern Türkiye’ye ayak uydurmaya çalışan bir toplum… Özellikle kadınların görünür olma ve söz sahibi olma mücadelesi kitabın merkezinde.
Savaşta eşini ve oğlunu kaybeden Semiha Hanım, annesi ve dört çocuğuyla Ege’deki köylerinden İstanbul’a tutunmaya geliyor. Aile sevgiyle, emekle ayakta kalıyor. Büyük kız Ayşe dikiş dikerek evi geçindirirken, ortanca kız Ülkü romanın asıl omurgasını oluşturuyor. Ülkü; bitkilerle ilaçlar yapan, ata binen, kaybettiği baba ve ağabeyinin kıyafetlerini giyen, dönemine göre oldukça özgür ve cesur bir karakter.
Küçük kardeşler İlmiye ve Ali okulda başarılı, zeki ve idealist çocuklar. Üst katlarında ise Osmanlı sadrazamı bir babanın, sürgün yıllarından kalan zengin ama modernleşmeye mesafeli ailesi yaşıyor. Onların dünyadan kopuk, uçarı oğlu Selim ile Ülkü’nün yolları kesişiyor. Bu aşk sadece iki kişiyi değil, Selim’in hayata ve dünyaya bakışını da değiştiriyor. Ama kolay bir aşk değil; ikisi de çok şeyle yüzleşmek zorunda kalıyor.
Yan hikâyede İlmiye’nin, okulda başta kavga ettiği Orhan’a duyduğu duygular da sınıfsal farkları ve dönemin gerilimini yansıtıyor.Okul sayfaları sümerlerle ilgili bilgiler ve din tarihiyle olan karşılaştırmalar oldukça çarpıcı ve etkileyiciydi hatta oradan bambaşka ayrı bir roman çıkardı diye düşünüyorum..
Bence Gör Beni, bir aşk romanından çok;Savaştan çıkmış bir milletin hayata tutunma çabası ve cumhuriyeti tanıma çabasında ki bir dönemi, kadınları ve değişimi anlatan güçlü bir hikâye. Sessiz ama derin.Bence herkes okumalı