Puan vermedi·210 syf.··
2026 21. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 15:31
Bu kitabı İlahiyat Fakültesi'nin kitap satış noktasında görmüştüm, tabi o zaman ilahiyatın sosyoloji bağlantısına pek hakim olmadığım için arka kapağı okudum geçtim. Şimdi de yine düşünerek okumadım, elime geçti mi affetmem mantığıyla okudum. Hoffer’ın Hz. Peygamber’e veya İslam’ın doğuşuna bakışını analiz etmek doğru gelmiyor bana; çünkü Hoffer bir ilahiyatçı değil, bir sosyal psikolog gözüyle bakıyo meselelere. Onun için önemli olan doktrinin içeriğinden ziyade, o doktrinin kitleleri nasıl harekete geçirdiği. Yani bu durumda bazı şeyleri içimde tutmam gerekecek. Bunu söylüyorum çünkü elimde değil en ufak bir pürüzü kaldıramıyorum ama tarafsız yazdığını söyleyen birine de bilenmek istemiyorum. Hem adam başından söylüyor daha, ben tamamen bakış açımı anlatıyorum diye. Kaldı ki şu prof bu mühim adam gibi unvanları da yok. Baya baya rıhtımda hamallık filan yapmış. Olur, hiç sorun değil, bu adam sosyolog olur zaten. O yüzden İlahiyatçı diye bakmadan kısmi söylediklerine katılarak okudum. Ama yahudilerden bahsettiği yerler bir yere kadar, genelde mağduriyetleri temalı ki ben o temaya da acımıyorum artık. Yaşayanlar yaşadı kalanlar milleti doğramakla, o olmazsa kangren etmekle meşgul. Yok yapamıyorum ben hiç profesyonel olamıyorum bu tip işlerde. Halbuki gram kadar fanatikliğim yoktur. Hiçbir meselede yoktur. Annem babam bile doğruysa dürüstse savunurum inanmadığım mesele ise onları bile izlerim. Ama gel gör ki bu adamların zulmü insanda asap masap bırakmadı. Ben eskiden de belki kazandığının üçte birini bile harcamayan biriydim çünkü o zaman asgari ücretli insanlar bununla ev geçindiriyor mantığındaydım şimdi bakıyorum elim hiçbir şey almaya yemin ederim gitmiyor ya. Neye baksam bunun muadili var bu olmadan olur, busu olmayan ne yapıyorsa o diyorum. Sağlıklı bir hareket değil biliyorum ama insanlar günü birlik yemek sıralarında bir kap yemekle o da gelecek mi gelmeyecek mi telaşındayken. Bilemiyorum. Sonu yok bunun onu da bilmiyorum ama hnai derler ya göz görmeyince gönül katlanır diye, vallahi sosyal medya kullanmadığım için kendimi şanslı görür oldum. Galiba git gide başka birine dönüşüyorum. Bu söylediklerimi ben de sosyolog olarak söylüyorum, henüz dini bir ifadem yok. Dinen bakacak gücü bulamadım ki. Din kardeşlerim diyecek yüzüm yok. Ama yahudilerin fikir kardeşi çok. Destek tam. Bu durumda sıkışıp kalıyor insan. Bir tarafım diyor ki seren sen kendine yan onlar bu dünyanın değersizliğini iliklerinde yaşadı gördü, asıl cenneti hayal edebiliyorlar artık. Benim için cennet ne? Neyin olmadığı bir dünya? Üç beş şey. Hayal edemiyorum ötesini çünkü beni yıkmadılar ben aç kalmadım soğukta donmadım göçük altında sabahlamadım. Gerçekten dünyanın tadı acayip kaçtı. Hala bir umut geçmişe tutunup yaşamaya çalışıyorum kendi adıma. Ama uzun zaamndır hiçbir şey sağlıklı huzurlu gelmiyor bana. İnanç deyip durdu kitap boyunca. Evet inanç. Yani bu olmazsa ben ateist de olmam hiç olurum direkt. Tüm bunların yaşanıp öylece bitecek olduğunu bilmeye dayanamam ben. Bir umut şimdi sabrediyorum, boynuzsuz koyun boynuzlu koyundandan hakkını alacak sabret diyorum ve bunu da kendi hakkım hukukum için düşünmüyorum. Bu dünyada tüm bu adaletsizliklere sabretmek büyük bir inanç gücü istiyor ya da ruhsuz, mış gibi bir inanç. Evet okurken hem akademik bir bakış attım hem de çok insani bir yerden canım yandı. Gittiğim yerler, düşündüğüm şeyler fikrimin canını yaktı. Hoffer için inanç bir araç; benim içinse bir sığınak ve mutlak adaletin gerçekleşeceği o güne duyulan zorunlu bir ihtiyaç, insanı çıldırmaktan koruyan, bu dünyadaki adaletsizliğin tek panzehiri olan o büyük teselli. Hoffer pragmatik bir mesafede ve ben öyle olamadığım için büyük ihtimalle kitabın özünü kaçırdım, en azından onun anlatmak istediği şekliyle alamadım. Bana Zülfü Livaneli'nin Orta Zekalılar Cenneti'ni hatırlattı. O kitabı bitirince ee bunlar var demiştim. Var bunlar. Aslında ben bu kitap gibi kaç kitap yazacak kadar yazı yazdım bu konularda demiştim. Tabi kendi kendime kitapların altına. Şimdi bu kitabı okurken de yine aynısını hissettim, bunlar oldu evet ve ben de sık sık yazdım bunları dedim. Bu bir yakınlık değil. Sadece bazılarımız kendi kendine yazıp okuyor bazılarımız umuma mal edebiliyor. Neyseki başında da dediği gibi; Montaigne’in bir sözünü alıntılamaktan daha iyisi gelmiyor elimden: “Bütün söylediklerim karşılıklı bir sohbettir ve hiçbiri öğüt niteliğinde değildir. Bu kadar serbest konuşabiliyorsam bu, başkalarını kendime inandırmak zorunda olmadığım içindir.” Buna kendi adıma yüzde yüz katılırım. Son olarak. İnançlı bir yahudi olmasındansa şu durumu daha katlanılabilir geldi. O yüzden no problema. Aldık kabul ettik.
Edebiyat
Kesin İnançlılarEric Hoffer · Olvido Kitap · 20193,720 okunma
·
45 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.