9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Ursula K. Le Guin Yerdeniz Öyküleri yerdeniz serisi bende büyük etkiler bırakan şahane bir seri oldu,her zaman gülümsemeyle hatırlayacağım.. Bu kitap beş farklı öyküden oluşuyor. İlk öykümüzün ismi Bulucu. Bu eserde, diğer kitaplardan da aşina olduğumuz Kapı Ustası’nın, yani Susamuru’nun hikâyesini öğreniyoruz aslında. Her ne kadar bunu serinin sonunda okuyor olsak da, Roke’un kuruluşunu ve Roke Büyücülük Okulu’nun ortaya çıkışındaki itici gücü görmüş oluyoruz. Susamuru genç yaşta, ailesinin evindeyken büyü yaptığı fark edilince Gelluk adlı kötü bir büyücü tarafından kaçırılıyor. Gelluk, kralın karanlık işlerini yaptırdığı, ölü ruhlarla uğraşan tehlikeli ve güçlü bir büyücü. Susamuru onun elinden bir şekilde kurtulmayı başarıyor. Burada özellikle Anieb ismi öne çıkıyor; Anieb’in yardımıyla kurtuluyor ve onu hayatı boyunca unutmuyor. Kurtulduktan sonra gücünün çok fazla olduğunu duyduğu adaya gitmeye karar veriyor ve orada “Elin Kadınları” olarak bilinen kadın topluluğunu buluyor. Zamanla birlikte örgütleniyorlar ve Roke Büyücülük Okulu’nun temellerini atıyorlar. Burada kadınların aslında kurucu bir role sahip olduğunu görüyoruz. İkinci hikâye Karagül ile Pırlanta. Bu hikâye Pırlanta adlı genç bir büyücüyle başlıyor. Çok yetenekli olmasına rağmen hayali büyük bir büyücü olmak değil; şarkı söylemek. Cadının kızı olan Karagül’le çocukluktan beri arkadaşlar ve zamanla aralarında bir aşk başlıyor. Pırlanta büyücülük yoluna girmesi için yönlendirilse de kalbinin müzikte olduğunu fark ediyor. Sonunda Karagül’le birlikte başkalarının onlardan beklediği hayatı değil, kendi hayallerinin peşinden gitmeyi seçiyorlar. Bu hikâye, büyünün bir zorunluluk değil bir seçim olduğunu gösteriyor. Yerin Kemikleri öyküsünde ise Ogion’un gençliğini görüyoruz. Ustası Enhemon ile birlikte büyük bir zelzeleyi durdurmaya çalışıyorlar. Enhemon yerin kemiklerine dokunarak dünyanın dengesini korumaya çalışıyor ve bunun ne kadar ağır bir bedeli olabileceğini görüyoruz. Bu olay Ogion’un karakterinde derin bir iz bırakıyor. Onun ileride neden bu kadar sessiz, sabırlı ve müdahale etmeyen bir büyücü olduğunu burada anlıyoruz. Gücün gösteriş değil denge olduğunu bu hikâyede hissediyoruz. Bataklık Yaylada ise kaçak bir büyücü olan Hare (Tavşan)’ın küçük bir köye sığınmasını okuyoruz. Geçmişinde karanlık işler yapmış biri olmasına rağmen burada sessiz, sakin bir hayat sürmeye çalışıyor; hayvanları iyileştiriyor, az para alıyor ve göze batmamaya çalışıyor. Köyde yaşayan yerel büyücü İrioth ise onun varlığından rahatsız oluyor; biraz kıskançlık, biraz güvensizlik hissediyor. Hare’in kaldığı evde ona yer veren bir kadın ve sarhoş bir abisi var; o ev ortamında Hare’in değişmeye başladığını görüyoruz. En sonunda genç Ged ortaya çıkıyor. Ged onun geçmişini biliyor ama artık tehdit olmadığını anlıyor. Büyük bir çatışma yaşanmıyor; Ged onu zorla götürmek yerine seçim yapmasına izin veriyor. Bu hikâye bana kötülüğün her zaman mutlak olmadığını düşündürdü. Son hikâye Ejderböceği. Burada İrialı (Irian)’ın kim olduğunu görüyoruz. İrialı, içindeki gücü ve kimliğini anlamak isteyen genç bir kız. (Onu daha önce Tehanu’da da görmüştük; orada ejderha kökenine dair ilk işaretler verilmişti.) Roke kadınları kabul etmediği için erkek kılığına girerek okula gitmeye çalışıyor. Kapı Ustası onun kim olduğunu sezse de içeri alıyor. Bu sırada Ged artık başbüyücü değildir; gücünü kaybetmiş ve Roke’tan ayrılmıştır. Okulda ustalar arasında fikir ayrılıkları vardır; özellikle Çağrı Ustası kadınların içeri alınmasına karşı çıkar. Roke Ormanı bile İrialı’nın adını fısıldar. Onu sınırlamaya çalıştıklarında İrialı’nın aslında ejderha doğasına sahip olduğu ortaya çıkar. Sonunda ejderha biçimine dönüşerek uçar ve Roke’un kurallarının, özellikle kadınları dışlayan düzenin sarsıldığını görürüz. Bu hikâye, Yerdeniz’deki değişimin ve eski kuralların kırılmasının simgesidir.
Duygu ve Düşünce
Yerdeniz ÖyküleriUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20202,150 okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.