Miguel de Cervantes “Don Quijote’nin bu sözlerini duyup da çok akıllı ve çok iyi niyetli bir kimse olduğunu düşünmemek mümkün mü? Ama bu büyük öyküde bir çok kere belirtildiği gibi, kendisi sadece şövalyeliğe ilişkin konularda sapıtır, diğer konularda çok berrak ve kıvrak fikirleri ileri sürerdi; öyle ki, sürekli olarak hareketleri mantığını, mantığı da hareketlerini yalanlardı. Sancho’ya verdiği ikinci nasihatler, çok büyük bir ifade yeteneği olduğunu gösterir; zekasının da, çılgınlığının da zirvede olduğu örneklerden biridir.”
Kitaptan aldığım bu alıntı bana göre Don Quijote romanının kısa bir özeti niteliğinde aslında. Don Quijote yani asıl adıyla Alonso Quijano.Yaşlı, cılız bir adam olarak tasvir edilen başkahramanımız okuduğu şövalye romanlarına kendisini o kadar kaptırır ki, aklını ve hatta ismini dahi yitirip Don Quijote adını alarak gezgin bir şövalye olmaya karar verir ve yanına basit bir köylü olarak Sancho Panza’yı alıp yollara düşer. Ve hikaye boyunca ikisinin maceralarını okuruz. Sancho karakteri hikayede realistliği temsil ederken, Don Quijote karakteri ise sözleriyle dahilik ile delilik arasında gidip gelirken, genelde delilikte kaldığını söylersem yanlış söylemiş olmam sanırım.Yeldeğirmenlerine ve koyun sürülerine saldırması başka neyle açıklanabilir yoksa.
Hissettiklerime gelirsek, ben romanı okumaya başlamadan önce kimse bana bu romanın bu kadar komik olduğundan bahsetmemişti. İlk defa bir romanda bu kadar güldüğüm ve yer yerde hüzünlendiğim oldu. Don Quijote’nin içinde bulunduğu durumlar ne kadar trajikomik olsada, diğer bir yandan da hüzünlenmeden yapamıyorsunuz. Dışında yaşadığı Don Quijote karakterine gülerken, içinde yaşayan Alonso Quijano karakterine de üzülmeden yapamadım doğrusu. Bir hayale inanmak ve içinde sıkışıp kalmak acı bir durum.
Sancho Panza ise her ne kadar romanda realistliği temsil etsede, Don Quijote’nin ne kadar deli olduğunu bilmesine ve ara ara bunu kendisine söyleyip tekrarlamasına rağmen hala kendisine vaat edilen Baratari adası Valiliği’nin gerçekten verebileceğine inanması Sancho’nun da en az Don Quijote kadar akıldan uzak olduğunu gösteriyor.
Ayrıca Cervante’in beş yıl boyunca Cezayir’de Osmanlı esaretinde kalması romanın arka tarafının da nasıl şekillendirdiğini gösteriyor bize. Romanda zaman zaman “Türk korsanları” ve “Türk’lere yakalanmak” , Küstah Türk”gibi Türk’leri yeren ifadelerini okuyabiliyoruz. Türklerin acımasız olduğunu ama aptal olmadığını, devletinin ise güçlü olduklarını ama kaosa yenik düşmediği gibi bir şekilde tasvir ettiğini görüyoruz.
Kısacası eğlenceli bir roman okurken, tarihi gerçeklere, farklı bir bakış açısına ve eleştrilerle dolu bir romana şahit oluyoruz. Miguel de Cervantes