·160 syf.····Okunma: 10 Şubat 2026 16:22 Tarih nedir, onu kim yazar? Tarih kazananların zaferlerini mi, kaydebedenlerin anılarını mı yoksa ne kazanan ne de kaybeden sadece hayatta kalanların hatırladıklarını mı yazar?
Anılarımız hatırladıklarımız mı? Hatırlamak istediklerimiz mi, ne hatırladıklarımız ne hatırlamak istediklerimiz değil de sadece olmuş olmasını istediklerimiz mi?
Sakin bir ortamda, tek başına, mümkünse bir oturuşta okunması gereken bir roman bu. Bölümlere ayrılmadığı için okuru devam etmek konusunda zorluyor.
Yazar anılarını düşünceleriyle duraklattığı için kafa karıştırıcı olabilir. Çünkü biz romanda sadece yazarın kronolojik olarak düz bir zeminde anlattığı anılarını değil aynı zamanda o anılarla ilgili hem geçmişe hem de bugüne dair değerlendirmelerini de okuyoruz. Aslında yazdığı her bir noktada o anda belki içinden geçirdiği ama fark etmediği ya da bugünden geçmişe baktığında gördüğü o kişiyi değerlendirmek istiyor, durup nefes almak istiyor yazar kendisi ile konuşmak istiyor.
Tony ya da daha ciddi anlarda olduğu gibi Anthony hayatının sonuna gelmiş ve neredeyse her şeyi akışına bırakmışken kendini yeniden keşfeder ve bu keşfinden hiç memnun olmaz. Çünkü keşfettiği kişinin anılarında yaşayan genellikle mağdur, çekimser, kendi deyimiyle kavga etmeyi sevmeyen biri değil; insanların hayatına yargılarıyla, davranışlarıyla doğrudan etki eden ama bu etkinin o an farkında olmayan biri olduğunu fark eder.
İlk aşkı Veronica'nin en yakın dostu olmasını istediği ve çok zeki olduğu için hayatının baharında solan Adrian'la birlikte olduğunu öğrendiği mektupla duyguları ve bir yerde insanlığı çözülen Tony, yaptıklarının sonuçlarını ancak yaşlı ve yalnız bir adamken öğrenir.
Başta kendisi olmak üzere hayatındaki herkese kafadan verdiği yer sarsılırken tutunacak bir şey arar.