Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın ilk ve tek olan polisiye romanı “Kesik Baş”ta dönemin İstanbul’unda matiz olan Nafiz Bey’in kuyuda ki başı bulması ile macera başlıyor.. Kitabın sonu oldukça insana acı veren ve üzüntülü , düşüncelere gark edicidir.Kitap içeriğinde insanların konuşma tarzları, üslupları, evlerindeki hizmetçilerinden tutunda ; İstanbul’un o dönemki yaşantısına kadar hal ve tavırda insanların davranışları kitabın konu aldığı ahlaki problemler arasında.
Gürpınar’ın yaptığı tespitler , karakterlerin üzerinden konuşmaları ile bulunduğu dönemin ve günümüzün dünyasında nasıl geçerli tespitler olduğunu ve aslında dünya döndükçe her insani problemlerin hiç bir yere gitmediğini ve başa sardığını , aslında herkesin kendi hikayesini yazdığını , kendi ahlakıyla varolduğunu , hayat kumarında kalbinde cennetini ve cehennemini taşıdığını empati yaptırarak iddia ediyor.
Dediğimiz gibi kitap bir matizin bir kuyuya düşmesi ve orada kesik baş bulması ile başlıyor. Remzi ve Seyit efendiler isminde iki tane dönemin polis memuru daha doğrusu zabıtaları bu işin üstüne giderken aslında birbiri içerisine girmiş bir çok hayatın gitgide karmaşıklaşan kalabalığı içerisinde ölü bulunan kesik başın diğer parçalarını arıyorlar.Kitabın sonunda karakterimizin birinin ağzından anlatarak her karakterin istese de istemese de kötülüğe düştüğünü; eline para geçen kişilerin bazen isteyerek kötü olduğunu, geçmeyenlerse para geçmediği için aslında kötülüğü seçtiğini, bir zamanlar iyi olan kişilerin bir süre sonra kötü olabileceği gibi çok kötü olan kişilerin de bir süre sonra iyi olabileceğini yine karakterler üzerinden konuşturarak kitabı bize noktalıyor. Biz aslında kitabı okurken kendi içimizdeki insani dengelerimizi bulmaya çalışıyoruz.
Kitabın içerisindeki en çarpıcı cümlelerden birisi
Matiz olan Nafiz Bey’in kesikbaş bulduğu kuyuya doğru haykırarak söylediği şu cümleler:
“ Ey ölenin ruhu ! Edison sizle haberleşmek için bir alet icat etmeye uğraşıyormuş. Sakın avlanmayın! Gittiğiniz yerlerden sakın gelme !Çünkü dirilerle aranızda bir bağlantısı kurulursa başka türlü siyaset başlar. Dünyanın ahirette görülecek çok davası vardır. İki taraftan elçiler atanması gerekir.Bu şekilde devletler arasına katıldınız mı artık dünya gibi ahiretten de hayır kalmaz.O imrendiğimiz sonsuz sessizliğiniz Galata borsası yaygarasına döner birbirinizi yersiniz.”konuşması çok harika bir tespitti .
Hüseyin Rahmi Gürpınar bu kitabında da aslında neden tüm kitaplarını alaycı bir dil ile yazdığını bir karakterin ağzından okurlarıyla paylaşıyor. Fakat ben o ayrıntıyı sizlere vermek istemiyorum çünkü biraz da okuyarak tadını almanizi tavsiye ederim .
Okumak isteyen herkese keyifli okumalar dilerim. a