Yazarın kim olduğu düşünüldüğünde tabi ki; aşağıdaki hükümden bağımsız olarak bu kitabı değerlendirmeyeceğiz.
"Ey iman edenler! Size bir fasık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın." Hucurat suresi, 6. ayet
Her ne kadar objektif olma iddiasında da bulunsa yazar, teröristi sütten çıkmış ak kaşık olarak anlatmaktan geri duramamış.
Ayrıca Emin el- Hüseyni (rhm)'yi de siyasi hırslarını her şeyin önüne koyan bir menfaatperest olarak değerlendirmiştir. Kendisini böyle bir yorumdan men etmek gerekir.
Neyse diyelim ve buradan uzaklaşalım...
Emin el- Hüseyni (rhm), (1897-1974), Filistin bağımsızlığı konusunda ömrü boyunca mücadele vermiş; bir dönemde Kudüs baş müftülüğü yapmış Müslüman bir mücahittir. Hayatı boyunca komşu ülke liderlerini ( Irak, Suriye, Ürdün, Amman, Mısır, Lübnan ...) terörist, emperyal saldırılara karşı bir araya getirerek uyarmaya çalışmıştır. Filistin'in terkinin, yalnız bırakılmasının ümmetin tamamı için tehlike oluşturduğunu gözlemlemiş ve buna karşı harekete geçmiştir. Siyasi olarak Filistin'in varlığını savunmak için Arap Yüksek Komitesi'ni kurmuş ve bunun sayesinde çeşitli kongrelerde katılımcı ve düzenleyici olarak kamuoyu oluşturmaya çalışmıştır. Yazar'a göre (bence de makul) Emin- el Hüseyni'nin bu faaliyetleri Filistin Kurtuluş Örgütü'nün kurulmasına ön ayak olmuştur ve kendisinden sonra Yaser Arafat artık bu bayrağı taşıyandır ( o dönemden bir bakış açısıyla, okumak gerekir).
Her vakayı aktarmak mümkün olmayacak lakin; tarihi gerçeklikler ile Emin el- Hüseyni için şunları da yazabiliriz:
İngiltere'nin Yahudileri Filistin topraklarına bela eden ülke olduğunun farkındadır; ve aynı zamanda bu İngiltere, Arap ülkeleri arasında nifak tohumları da ekmiştir.
İkinci Dünya savaşında siyasi anlamda Emin el- Hüseyni, Hitler ve Mussolini ile yakınlaşmıştır.
Müslüman Kardeşler ile dinamik bir ilişki sürdürülmüştür; Mısır'daki siyasi vaziyet menfi ya da müspet olmasını oldukça etkilemiştir.
Filistin topraklarını ilhak etmeyen isteyen Kral Abdullah ile bağımsızlık savunusu konusunda çatışmalı süreçler yaşamıştır.
Kafir'in dahi gözlemlerinden halimizin neden böyle olduğu çok kolayca anlaşılıyor:
Müslümanlar birlik olamıyorlar
Bazı ufak menfaatler kaybetmemize yol açıyor
Düşman teker teker avlamak için yalnızlaştırıyor
Ayrıca Müslüman'ın Müslüman için hüsn-ü zan üzere olması gerektiğini de unutuyoruz sanırım.