Gönderi

DÖRT DUVAR
7/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 21:14
Dünya aslında bir dört duvar olarak düşünülemez mi? Evren de daha büyük bir dört duvardır sadece. Aslında hepimiz evrene kıstırılmış mahkûmlar değil miyiz? İnsanlar suç işleyenleri çok daha küçük metrekarelere sınırlayan dört duvarlara hapsediyor: hapishanelere. Oysa Tanrı da hepimizi çok daha büyük metrekarelere hapsediyor olamaz mı? Öyleyse hepimiz bir şeylerden cezalandırılmış olabiliriz. Bu, belki delice bir fikirdir. Fakat yanlışlanamaz da. Marlen Haushofer ise daha ortalara çekmiş bu sınırı. Dört duvarı dünyanın içine, fakat hapishanelerin ya da binaların dışına kurmuş. Bir doğa bölgesini bir şeffaf fanusa tıkıp orada hapsolan insanın nabzını yoklamış. O insanın hissedip yaşadıklarını mercek altına almış. Sosyallikten mahrum kalmış bireyin doğayla ve etrafındaki canlılarla olan ilişkisine eğilmiş (hikâyeyi biraz uzun soluklu tutsa da). Kurguladığı bu şeffaf duvar metaforuyla en çok şunu hatırlatmış bence bize: İnsanın önce yadırgadığı duvarlarına daha sonra kafasını vura vura teslim olduğu ve zihninin sınırlarını da buna göre şekillendirdiği gerçeğini. Bunun yanında, sınırlarımızın bilincinde olmanın getirdiği ıstırabı da çok net duyurmuş. Ama benim satır aralarında asıl bulduğum şuydu: "Belki de sınır dediğimiz şey bilinçten ibarettir."
Alman Edebiyatı
DuvarMarlen Haushofer · Can Yayınları · 2008568 okunma
··
255 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.