Olay ve olgulara, hayata, duygu ve düşüncelere bir doktor edasıyla yaklaşıp mevcut hâllerini ustalıkla tespit etmek, tanıyı koymak ve reçetesini şiirlerle yazmak bu olsa gerek. İmgeler, metaforlar ve kelimelerin ustalıkla bir anlam ve mesaj çerçevesinde dizelere diziliş şekli muhteşem. Cümleler adeta bir dans pisti, kelimeler ise bu pistin içinde harmonik ve ritmik bir şekilde dans edip zihin ve gönülleri, mest ediyor adeta. Çok güçlü, nahif, renkli, zevkli ve özgün bir kalem. Nurullah Genç'in bu kitabıyla başlamış olmamın yanı sıra arada ordan burdan şiirlerini okuyarak profilimde yazma tarzınızı çizmiş olmama rağmen bu kitabını okuyarak yanıldığımı anladım. Çünkü okudukça şiirler beni içine aldı ve onlarla hemhâl oldum. Sanki şiirle beni ben ise şiirleri okudum. Bu tek taraflı bir okuma değil karşılık bir okuma oldu benim için. Şiirler de insanı okur bunu anladım. Eğer insan kendine ve hayatına dair bir şeyleri bulabiliyorsa bir kitap veya şiirlerde aynı şekilde o okurun kendisi de okudukları tarafından okunuyordur. Karşılık okumak...
Ben kitabı çok beğendim hem bu kitap hem diğer kitaplarının okunması gerektiğini düşünüyorum. Okuyan her gönül ve zihin mutlaka feyizyab olur.
Şiir sevenlerin Nurullah Genç'i bu ve diğer kitaplarını okumasını tavsiye ederim... Kitapla, şiirle kalın..
Bazı şiirler:
***
ŞİİR BENDE
Şiir bende okyanustur
Her damlası deniz olur
Kâh esrarlı bir fanustur
Parçalanıp dehliz olur
Şiir bende gül merhemi
Bin okka eyler dirhemi
Onsuz olmaz aşkın demi
Can boşluğunda iz olur
Eyvallahı yoktur diye
Ne ağaya ne de beye
Bazen kanmaz hiçbir şeye
Bazen kalpte perhiz olur
Şiir bende can yongası
Semaya uzanır tası
Bir yanında dil atlası
İnciler döker, söz olur
O'ndan alır çerağın
O'nda bulur durağını
Yıkar melanet dağını
Hû çiçeğinde öz olur
***
TERENNÜM
O nasıl bahardı, o nasıl yağmur
Hayalleri aktı dudaklarından
Gülümsüyor köle, mutlu ve mağrur
Elleri sızıyor ayaklarından
İki ırmak buluşunca bir yerde
İki dağın başı dumanda kalır
An gelip aradan kalkınca perde
Mekânın gözleri zamanda kalır
İpek, dokundukça güzelleşiyor
Çığlık yaklaşıyor, derin haykırış
Alev suda, su alevde pişiyor
Bu ne bir rüyadır, bu ne bir yarış
Bir ufku sarıyor başka bir ufuk
Yalnızlık boynuna kement bağlıyor
Gruba karışmış inliyor şafak
İniş gülümsüyor, yokuş ağlıyor
Hadi gel deyince özge bir sultan
Sükûna ermenin vaktidir, dinle
Haykırır kalbinin tenhasında can
Hem sen onunlasın, hem o seninle
***
SANA ELLERİMİ BIRAKIYORUM
İçlerinde biraz gökyüzü, biraz toprak
Çizgilerinde meyve ağaçları bütün mevsimlerin
Sana ellerimi bırakıyorum
Ansızın avuçlarında unutarak
İçlerinde biraz yalnızlık, biraz hüzün
Al ellerine kışın, baharın, güzün
Yaz akşamlarında güneşi tutacak senin yerine
Parmak uçlarında gecenin en güzel yıldızları
Sana ellerimi bırakıyorum
Sessizce ağlatacak genç kızları
Ürkek ve yıpranmış bir nehir gibi
Yıllar var ki, derinden akıyorum
Karanlığın kanatları vuruyor
En ateşli sahiline ömrümün
Bırakacak neyim kaldı dünyadan
Ruhum mecnun, kalbim yorgun, gönlüm su
Aldatıyor beni bu yâr uykusu
Alev alev kendimi yakıyorum
Sana ellerimi bırakıyorum