Puan vermedi·94 syf.····Okunma: 14 Şubat 2026 03:45 Üç Ölüm adlı hikâye kitabında Holstomer, Çömlek Alyoşa, Balodan Sonra, Köyde Şarkılar ve Üç Ölüm adlı beş hikâye var. Bu hikâyeler, kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısında belirtildiği gibi “Tolstoy’un sade ve çarpıcı anlatımının en güzel örnekleri.” Beni içlerinde en çok etkileyen hikâye, Türkçeye ilk kez çevrilen ve bir atın sergüzeştini anlatan Holstomer oldu.
Holstomer’de dünyaya artık yaşlanmış alaca bir atın gözünden bakıyoruz. Alaca at Holstomer, yaşlılığından dolayı genç atlar tarafından küçümsenir. Onu itip kakarlar. O da bir gün onlara hayat hikâyesini anlatır. Alaca oluşuyla işgili ilk yorumları duyduğunda şaşırmasından sevdiği attan ayrılmak zorunda kaldığında yaşama sevincini kaybetmesine, elden ele gezerken çektiği çilelerden kötülüğü ve kabalığı anlayamamasına dek insanın yazgısından farklı değildir yaşadıkları. Biz insan olarak kendi kurduğumuz dünyayı anlayamazken onun bir at olarak kafasının hayli karışık olması doğaldır. Bir canlı diğer bir canlı üzerindeki mülkiyet hakkını nereden alır? Onun için benim atım denmesine isyan eder. O sadece Tanrı’ya ve kendisine aittir. Oysa insan her şey üzerinde mülkiyet iddiasındadır. Holstomer, insanın mevcudiyetinin bu mülkiyetin çokluğuna bağlı olduğunu da sezer. Ne kadar çok şeye benim derse insan, o kadar mutlu olmaktadır. İnsan cinsi adına üzülür Holstomer. Kendisi mesela bir şeylere benim demekle değil, sadece çalışmakla ilgilenmektedir. Holtstomer’in acılarla dolu yaşamı hüzünlüdür ve ona bakışı bize de hayatı ve dünyayı algılayışımızı sorgulatır.