Turfanda mı Yoksa Turfa mı ? tezli bir sosyal romandır.
Eserin, biri yazarın şahsiyetine, öteki cemiyet ve devre bağlı iki cephesi vardır. Bu roman, Murat Bey'in öteki kitapları arasında kendi ideolojisini, hayat ve edebiyat görüşünü, şahsiyetini en iyi aksettiren bir çeşit "otobiyografik" eserdir. Gerçekten de romanın asli tipi Mansur Bey karakteri, fikirleri, davranışları ve çevresiyle hatıratından, hususi mektuplarından,
Mizan makalelerinden tanıdığımız Murat Bey'in ta kendisidir. Daha doğrusu kendi kendisinin idealleştirilmiş ve romanlaştırılmış bir örneğidir, Bunu belirtirken, Murat Bey'in, Jöntürklük devresinde, Avrupa'dan ailesine gönderdiği mektuplara zaman zaman "Mansur" imzasını attığını da ilave edelim.
Romanın ikinci cephesine gelince, Turfanda mı Yoksa Turfa mı? Il. Meşrutiyet romanına kadar benzeri olmayan bir sosyal tenkit romanıdır.
Gerçi onda ne Namık Kemal romanının şişkin bir belagat ve hitabetle konuşan kahramanlarını,
ne Sergüzeşt'in sanatkarane lirizmini,
ne Ahmet Mithat Efendi'nin sonu gelmez istitratlarla uzayıp giden sürükleyici vaka tertiplerini,
ne de Servet-i Fünun'un yapı ve üslup mükemmelliğini aramak beyhudedir.
Eserde bir aşk vakası bulunmakla beraber kahramanları sürükleyip götüren iç fırtınalarına, ince duygular, hayaller, ruh halleri üzerinde bir burgu gibi durmadan dönen tahliliere rastlanmaz. Vakıa bu romanın müspet şahısları hiç yanılmayan, sürçmeyen, nüanssız, sabit bir fikrin peşinde tek sapma göstermeden yürüyen, nasıl başladılarsa öyle devam edip giden tiplerdir. Onlarda roman boyunca herhangi bir değişme ve gelişme görülmez. Düz, tek cepheli, tek istikametlidirler.
Romancı, kahramanlarına her an hakimdir. Onları adım adım takip eder. İyilere açıkça hayran, kötülere amansızca düşmandır. Birincilerin en küçük bir hata yapmalarına imkan vermez, ikincilere hiçbir mazeret tanımaz.*