Zeytindağı’nı okurken, kendimi sanki yazar Falih Rıfkı Atay’ın yanında, çökmekte olan bir imparatorluğun tozlu yollarında yürürken buluyorum.
Onun savaş yıllarında gördüğü dağınıklık, askerlerin perişan hâli ve Cemal Paşa’nın sert yönetimi, bana yalnızca tarihsel bir tablo sunmuyor; aynı zamanda derin bir vicdan muhasebesi yaşatıyor.
Bu eseri değerli kılan bir başka nokta da, Atay’ın yakın çalışma arkadaşı olan Mustafa Kemal Atatürk’ün kitaba büyük önem vermesidir; Atatürk, Zeytindağı’nı Osmanlı’nın son dönemine tutulmuş dürüst bir ayna olarak görmüş ve Atay’ın tanıklığına her zaman ayrı bir değer atfetmiştir.
Ben de okur olarak, bu satırlarda sadece bir hatıratı değil, bir milletin nasıl tükenişe sürüklendiğini ve bunun birinci elden tanığının iç hesaplaşmasını tüm çıplaklığıyla hissediyorum.