Bana gelince: Üç çocuk doğurup yaklaşık yirmi kitap yazarak (Tanrı'ya şükür tersi olmadı) "ya kitap ya bebek" kuralına alenen karşı çıktım. Irk, sınıf, para ve sağlığın getirdiği talihle çifte ip cambazlığını yapabildim, özellikle de eşimin desteği sayesinde. O benim karım değil, ama evliliğe günlük temelde karşılıklı yardım faraziyesini getirdi; bu temelde birçok iş yapabilirsiniz. Aramızdaki işbölümü oldukça gelenekseldi; ben evden, yemek pişirmekten, çocuklardan ve romanlardan sorumluydum çünkü bunu istiyordum, o da öğretim üyesi olmaktan, arabadan, faturalardan ve bahçeden sorumluydu, çünkü bunu istiyordu. Çocuklar bebekken geceleri yazdım, okula başladıklarında onlar okuldayken; bugünlerdeyse inek nasıl otlarsa öyle yazıyorum. Yardıma ihtiyacım olduğunda bunu büyük bir lütuf haline getirmeden yaptı ve -esas mesele bu- yazarken harcadığım zamanı ya da yazdıklarımın beğenilmesini bana çok görmedi. ​Katil budur: Erkeğin, kadının kendi hizmetine, onun için, onun bedenini, onun rahatını, onun çocuklarını beslemeye yönelik olmadan yaptığı herhangi bir şeye karşı genellikle duyduğu, duyması mazur görülen, duyması öğretilen öldürücü kin, haset, kıskançlık, garez. Bu kine karşı çıkmaya çalışan kadın, inayetin lanete dönüştüğünü görür: ya isyan edip bunu tek başına sürdürmeli ya da çaresizlik içinde sessiz kalmalıdır. Her sanatçı, çevresindeki herkesin yıllar, belki bir ömür boyu eserine göstereceği topyekun akli kayıtsızlığı hesaba katarak çalışmalıdır. Ama hiçbir sanatçı gündelik, kişisel, intikam dolu bir direniş karşısında iyi çalışamaz. Birçok kadın sanatçının sevdikleri, birlikte yaşadıkları insanlardan aldıkları tam da budur. ​Ben bütün bunlardan azadeydim.
Sayfa 113·Kitabı okudu
·
20 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.