Gönderi

Taş baltanın tasarımı 1,4 milyon yıl boyunca hiç değişmedi. (...) neredeyse 60.000 kuşak boyunca kimsenin taş el baltasını geliştirmeyi düşünmemiş olduğu bir gerçek. Oysa artık iPhone'un, değil bir kuşak sonra, hemen önümüzdeki yıl yenilenmesini beklediğimiz bir Dünya'da yaşıyoruz. (...) tarihlerinin büyük kısmında insanlar, nüfusu muhtemelen elliyi pek aşmayan küçük gruplar halinde yaşamıştı. Aralarından biri herhangi bir şey icat edecek olsa, örneğin farklı bir taş balta tasarlasa, bu buluşun o grubun dışına çıkma olasılığı hayli düşüktü, herhalde olduğu yerde kalır ve unutulup giderdi. Mesela ateş belki defalarca kontrol altına alınmış, ama bu sır her defasında genel bir bilgi halinde yayılamadan kaybolmuştu. Ama çiftçilik ürünlerinin desteklediği büyük toplulukların gelişmesiyle birlikte, ilk kez yeni fikirlerin ve buluşların yaşayıp yayılması mümkün oldu. Besin üretimi her tarafta insan nüfusunun artmasını sağladıkça, etkileşim fırsatları da hiç durmadan büyüyüp çoğaldı. Eğer insan soyunun son 13.000 yıllık tarihini üç kelimeyle anlatacak olursak, şunu söylemeliyiz: etkileşim, etkileşim, etkileşim.
Sayfa 44·Kitabı okuyor
·
763 Gösterim
1 Yorum
Öne Çıkan Yorum
Bugün de üç kelime ifade edersek; Panoptikon (izlenme korkusu), Post-Truth (gerçeğin önemsizleşmesi) Overton Penceresi (kabul edilebilir sınırları) İnsanın yeni evrimi ve gelişen beyin senkronunu bunlarla ifade edebiliriz :)
Önceki 2 yanıtı göster
O filmi çok duydum ve izleyeceğim. Farklı bir perspektif kazandırdığı kesin. Zeka sadece doğuştan beraberimizde getirdiğimiz mekanik bir donanım değil sonuçta. Bu donanımın farklı kombinasyonlarda ve çeşitlilikte kullanılabilme hali, süreci aynı zamanda. Bir de zekanın çok fazla halen daha tanımlamamış bile olan boyutları, türlerini düşününce bariz ve genel bir zeka ölçümü mümkün desek bile yine de salt sayısal bir dereceye nihai kesinlikte indirgeyemeyiz bence. Evet bariz aptal birini tespit etmek kolay ama bir noktadan sonra zekanın farklı yönlerinin ne ölçüde potansiyel barındırdığı, ne ölçüde harekete geçip işlevsel olduğunu eksiksiz ölçmek bence zor. Ben de yeni döneme uyum sağlayan zeka yapısının makbul olduğunu düşünmüyorum aslında ama mecburen şartlar nedeniyle aynı şeylere maruz kalan insanlar haliyle aynı çıktıları üretiyor. Teknoloji bir gün sonlanırsa ilk insan gibi hazırlıksız ve boşlukta kalınacak bir anda doğru. Ama bu her çağın her insanı için geçerli bir durum: yani bulunduğu paradigmanın dışında bir dünya yapısına bir anda maruz kaldığı anda herkes aynı şeyi yaşama riskine sahipti; Uçurum belki bugünkü kadar endişe verici olmasa da. Ama genel olarak zekanın tembelleşmesini ve sürekli kolaya kaçma refleksi geliştirmesindeki sıkıntıları anlıyorum. Ben de isterim ki daha geniş çerçeveli ve bağımsız zihinler serpilsin. Öğrenmeyi öğrenme, dişini sıkma, sistem yaratma gibi beceriler köreliyor gibi gözüküyor. Bu hazırcılık ve hız alışkanlığı bir gün yarı yolda bıraktığında ne olacak sorusu bir endişe kaynağı oluyor. İnsanlığın en büyük problemlerinden birini gezegenin taşıyabileceği kapasitenin üstünde bir popülasyona sahip olmamız olarak görüyorum. Gıda, su, hijyen, eğitim, sosyolojik yapı vs. her şeyi bozuyor bu durum. Çok daha az ama sürdürülebilir bir nüfusla ve yaratıcı, özgür düşünceyi destekleyen refah bir yapıya ihtiyacımız varken git gide cyberpunk tarzı bir yaşama doğru ilerliyoruz.
3 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.