Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu kitap bana en sevdiğim seriyi yani Açlık Oyunları'nı okuduğum zamanları anımsattı. Aynı sona bakmama rağmen devam eden değişik heyecan, aynı 5 dk bile olsa her boşlukta okuma isteği, aynı merak... Belki de Açlık Oyunları'nın eksikliğini doldurmak için Genç Yetişkin türünde çok fazla kitap okudum-hatta dürüst olmak gerekirse sadece bu türü okudum- ve bu kitsp gerçekten uzun zamandır aradığım gibi hissettirdi.
Konumuz türün diğer kitaplarına göre biraz daha farklı. Çünkü burada felaket-sonrası bir dünya yok, tam tersine aşırı ütopik bir dünya var. Yani bu seride doğa insanı değil insan doğayı fethetmiş. Bu dünyada açlık, sefalet, acı ve hastalık yok, ölüm yok. Yani sonsuz bir dünya. Fakat bu durumda "Sonsuz ve ütopik bir dünya şu anki dünyamızdan gerçekten daha mı iyi?" sorusu ortaya çıkıyor. Hayalini kurduğumuz ölümsüzlük gerçekten dünyamız için iyi bir şey mi? Ben şu anki -yani kitabımıza göre "Fanilik Çağı"ndaki dünyamızın daha iyi olduğu görüşündeyim. Çünkü acı olmadan mutluluğun, hastalık olmadan sağlığın ve en önemlisi ölüm olmadan yaşamın gerçekten bir değeri kalır mı? Düşündüğümüz zaman insanlık en üst seviyesine çıktığında-doğayı ve ölümü fethettiğinde- uğruna yaşayacak neyimiz kalır ki? Ne yapsak insanlığa bir faydası olmayacak çünkü insanlık yapabileceğini yapmış zaten. Uğruna yaşanacak bir amaç olmayan bir dünyada sonsuz yaşamak gerçekten hayallerimizi mi süslemeli? Bir arkadaşım (Kaldırım taşı) bu konuyu tartıştığımızda her eylemimizin insanlık faydasına hizmet etmesi gerekmediğini ve sonsuz yaşamımızda daha çizilebilecek sonsuz resim, çekilebilecek sonsuz film ve yazılabilecek sonsuz kitap olduğunu söylemişti. O da haklı aslında... Bu konu gerçekten istenilen her yere çekilebilir, sizin görüşlerinizi de merakla bekliyorumm.
Ölümün doğal yollarla gelmediği bir dünyada nüfus artışının da elbette ki bir şekilde dengelemesi gerekmektedir ve bu sorunun çözümü için ortaya bir cemiyet çıkmıştır:Tırpan. Bu cemiyet bilinç kazanmış bir tür yaoay zeka olan "Fırtına Bulutu"nun otorite sahibi olmadığı tek yerdir. Bu sebeple "Fanilik Çağı"ndan kalmış olan politik kavga ve çatışmalar bu cemiyet içinde devam etmektedir. Ve ölümü elinde tutan Tırpan Cemiyeti, artık yozlaşmaya başlamıştır... Cemiyet, işk kurulduğunda dünyanın iyiliği için çıkılan bu yüce göreve sadece aralarındaki en ahlaklıları seçilmektedir. Çünkü bu görev öldürmekten zevk alanlara verilecek olursa insanlığa iyilik için çıkılan bu yol bir katliama dönüşecektir. Ve kitabımız tam da bu zamanlarda yani Tırpan Cemiyeti'nin kavga ve çatışmanın olmadığı bu dünyaya bir istisna olmaya başladığı zaman diliminde geçiyor.
Kitabımız, "geleneksel" bir tırpan olan Tırpan Faraday'ın çırak olarak aldığı ve -hiç istememelerine rağmen- tırpan olabilmek için birbirlerini geçmek zorunda olan Rowan ve Citra'nın hikayesini konu alıyor. Ve bu rekabet sonrasında tırpanların temel emirlerinin birini ihlal ettiği için kendilerine bile itiraf edemedikleri bir aşka dönüşüyor... Evren hakkında çok boş yaptım sanırım hemen karakterlere geçiyorumm <3
(spoiler)
•Tırpan Curie'yi çok sevdim öncelikle. Bölüm başlarında genellikle onun günlüğünden motlar olması da çok hoşuma gitti. Hem güçlü hem de ahlaklı bir kadın. Tırpan Cemiyeti'nin kuruluş amacını gerçekten yaşatan biri kısaca. Özellikle ilk sayfadaki günlük yazısı çok hoşuma gitti <3 "Bana kalırsa, canını aldığımız herkes masum aslında. Suçlu olanlar bile. Herkesin suçlu olduğu bir şey vardır ve hayat bunun etrafına kaç katman sarmış olursa olsun, herkes çocukluk masumiyetinin anısını içinde taşımaya devam eder. İnsanlık masumdur, insanlık suçludur ve bu iki ifade de şüphesiz doğrudur." Her daim merhametli ve ilkeli. Dışarıdan canice görünen fark etmeden öldürmesi bile onun merhametinin bir sonucu. Citra'ya da harika bir örnek zaten.
•Tırpan Faraday'ı da çok sevdim zaten. İlişkileri de çok tatlı<3 Birbirleri için kuralları çiğneyecek ve 7 defa ölecek kadar gerçek hem de...
•Rowan hakkında söyleyecek çok şeyim olduğunu hissediyorum. Kitabın başlarında en güvendiği yönlerinden biti merhameti ve ahlakı ve ahlakı olan ve sürekli görmezden gelinen, en son bunu kabullenmiş biri. Çok geniş olan ailesinde, okulda ve gittiği her yerde sürekli olarak dışlanmış fakat merhametini asla kaybetmemiş. Karakter değişiminin bana çok keskin hissettirmesinin sebebi de bu zaten. Evet, o şekilde bir eğitim aldıktan sonra karakter değişimine uğraması kaçınılmaz fakat bu kadar da hızlı olmamalıydı bence. Yine de her şeye rağmen merhametini tam olarak kaybetmedi bakınca... Sadece o merhamet kendini biraz daha farklı bir şekilde gösterdi. Kitabın sonunda artık "Tırpan Lucifer" adıyla anılan ve adaleti canice de olsa sağlayan bir karaktere bürünmesi hoşuma gitti. Bu sebeple 2. kitabı merakla bekliyorumm<3
•Citra'yı da karakter olarak çok sevdim tabi ki. Her şeyiyle bir genç yetişkin güçlü ve ideal kadın karakteri: ahlaklı, ilkeli ve güçlü. En son yaptığı da çok anlamlıydı. Herkesin bir canavar olduğunu düşünmesine rağmen Rowan'ı kurtarması... Sanırım söyleyeceklerim bu kadarr<3
~~~♡~~~
Buraya kadar okuduğunuz için çok teşekkür ederimm<3 Umarım keyif almışsınızdır. Her türlü öneri ve eleştirinize açığım. Tekrardan teşekkürlerr☆
TırpanNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024979 okunma