·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Şubat 2026 15:33 Selamlar size corona zamanından bir selam cakmaya geldim...Bu kitabı pandemi sonrası okumak biraz tuhaf bir deneyim oldu benim için çünkü sürekli onunla bağdaştırdım . Hani bazı filmleri uçakta izlemek iyi fikir değildir ya, bu da biraz öyle. Nryse kitaba geceyim uzatmadan ..
Kitapta medeniyetin bilimin en güzel çağlarında çıkan “Kızıl Veba” insanları dakikalar içinde öldürüyor ve medeniyet hop diye kapanıyor..Üniversiteler, bankalar, yasalar, hatta kibarlık bile gidiyor.
Pandemide biz de kısa bir süreliğine o kırılganlığı gördük. Raflarda makarna ve un kalmayınca aslında medeniyetin ne kadar “ince ayar” bir sistem olduğunu fark etmiştik. Jack London bunu 1912’de yazmış. Biraz insanın gururu kırılıyor..:)
Kitabın en çarpıcı yanı, yaşlı adamın torunlarına geçmişi anlatması. O geçmiş ki gökdelenler, bilim, sanat, büyük şehirler… Ama çocuklar için hepsi masal gibi..
Bu kısım insanın içini burkuyor. Çünkü salgın sadece insanları öldürmüyor; hafızayı da siliyor. Kültür gidiyor, kelimeler gidiyor, hatta “medeniyet” kelimesi bile anlamını kaybediyor.
Pandemi döneminde sevdiklerimi kaybetme korkusu yaşamış biri olarak bu sahneler biraz fazla gerçek geldi. Bir neslin bilgisi, bir anda yok olabilir mi? Cevap rahatsız edici biçimde..Evet.
Jack London çok naif değil. İnsanlığın “aslında özünde iyi olduğu” fikrine fazla kapılmıyor. Güçlü olanın hayatta kaldığı, zayıfın ezildiği bir dünya çiziyor..
Pandemide maske takma tartışmalarını, bir kişi hastalanınca vebalı gibi davrandığımız, evlerin karantina altına alınması markette birbirine giren insanları hatırlayınca… London’a kızamıyorsun abarttın diye ..Biraz “haklı galiba ya” diyorsun.
Ama işin ironik yanı şu: Biz hâlâ aynıyız. Salgın geçiyor, biraz ders alıyoruz, sonra unutuyoruz. İnsanlığın yazılım güncellemesi hep erteleniyor.
Beni en çok etkileyen şey şu oldu: yaşlı adam geçmişi anlatırken aslında sadece medeniyeti değil, kendi gençliğini de anlatıyor. Kaybettiği dünya ile kaybettiği zamanı birbirine karışıyor.
Salgın sonrası biz de biraz öyle değil miyiz? “Eski normal” dediğimiz şey aslında biraz da eski biziz. Kaygısız, plan yapan, geleceği garanti sanan hâlimiz.
Kızıl Veba çok uzun bir roman değil ama fikir olarak büyük. London diyor ki..
Medeniyet sandığınız şey, çok ince bir cam. Çatlaması için büyük bir meteor gerekmiyor....
Keyifli okumalar efenim...