·592 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Şubat 2015 00:00 Rus edebiyatının bu büyük eseri, sadece tembel bir adamın hikayesi değil, çürümekte olan Rus feodalizminin ve toprak ağalığının sosyal bir otopsisidir. Oblomov'un o meşhur uyuşukluğu (Oblomovluk), üretimden kopmuş, asalaklaşmış ve tarihsel misyonunu tamamlamış bir sınıfın kaçınılmaz sonunu simgeler. Onun karşısındaki Ştoltz ise yükselen, dinamik ama ruhsuz kapitalist rasyonalizmi temsil eder; ancak Gonçarov, her iki ucun da insani bir kurtuluş sunamadığını sezdirir. "Doğu"nun mistik tembelliği ile "Batı"nın pragmatik işgüzarlığı arasında sıkışan Rusya'nın, devrim öncesi toplumsal felcini anlamak için eşsiz bir laboratuvar.