Cansever külliyatının ikinci yarısını kucaklayan "Sonrası Kalır - 2", şairin "dize işlevini yitirdi" diyerek şiirini bütünüyle anlatıya, çok sesliliğe ve derinlikli karakter analizlerine yasladığı ustalık döneminin haritasıdır. Bilhassa "Ben Ruhi Bey Nasılım" ve "Bezik Oynayan Kadınlar" gibi başyapıtların yer aldığı bu ciltte, burjuva ahlakının, çürüyen konak hayatının ve değişen toplumsal yapının bireyler üzerinde bıraktığı psikolojik enkaz psikanalitik bir derinlikle işlenir. Şiirlerin giderek birer tiyatro metnine yaklaştığı, trajik ve yenilmiş figürlerin kendi iç sesleriyle konuştukları bu metinler, modernleşme sürecindeki Türkiye'nin kültürel sarsıntılarını edebiyatın süzgecinden geçirir. Cansever'in "Sonrası kalır, anıların en güzeli" dizeleriyle özetlenebilecek bu dönemi, umutsuzluk ile direnç arasında gidip gelen, varoluşun hüznünü mekânlar ve eşyalar üzerinden somutlaştıran ağırbaşlı bir felsefi sorgulamadır. İlk cildin kurduğu varoluşsal zemin üzerine görkemli bir sözlü tarih ve trajedi anıtı inşa eden bu eser, Türk şiirinin sınırlarını nesir ve tiyatro lehine ne denli genişletebileceğinin en somut ve estetik kanıtıdır.