Ön bilgi içermez
"Sözlerin ve hayatların değersiz addedildiği bu soğuk dünyada söylenecek her söz kıymetli ve hayatta tutulacak her can biriciktir." (Sayfa 302)
Karlarla örtülü ve soğuk bir dünya...
Hayata tutunmaya çalışan insanlar topluluğu...
Açlık ve intikam hırsıyla hırçınlaşan kurtlar...
Ortusolis, yapay bir dünyadan çok daha fazlası...
Kıyamet sonrası güneşin ışığının ve ısısının dünya üzerinden çekildiği bir dönemde hayata tutunmaya çalışan insanlar topluluğunu konu olan bu kitap, yazarın ilk kitabı ve yeni yayımlanan bir kitap olmasının yanında okur üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip olacağını ve neredeyse okuyan herkesi kitapta ele alınan dünyanın içerisine çekeceğini düşünüyorum. Kitabın sürükleyici bir konu yapısında işlendiği ve akıcı bir dilde ele alındığı göz önünde bulundurulduğunda, okurda bu etkiyi yaratmaması mümkün değil.
Kitabın içeriğine gelecek olursak; Bahsi geçen dünyada hayata tutunmaya çalışan insanlar gerek mensup oldukları topluluk adına gerekse bireysel olarak bazı zorlu şartlardan geçmek ve bazı mücadeleler vermek zorunda kalıyor. Bu mücadeleler bazen zaferle sonuçlansa da bazen ciddi ve elem dolu kayıplarla son buluyor. İçinde bulundukları zorlu yaşam tarzına alışmaya çalışan insanlar, bazen insanlıklarını unutup bencilce düşüncelerle yoğrulurken bazen de insani duygularla hareket etmeyi ve birlik içinde yaşayabilmeyi başarıyorlar.
Acımasız soğuk yetmezmiş gibi insanların bir başka problemi ise aç ve hırçın kurtlar oluyor. Yaban hayatında oldukça tecrübeli ve donanımlı olan kurtların bu hayata uyum sağlamaları çok da zor olmamakta aksine bu donanımlarından ve sürülerinden güç alıp sıklıkla insanlara saldırmaktadırlar. Gerek yalnız başına mücadele vermeye çalışan insanlar olsun gerekse topluluk halinde yaşamayı tercih eden insanlar olsun bu kurt saldırılarından sık sık nasiplerini alırlar.
Tüm bu zorlu şartlarda Koray, 5 yaşındaki oğlu Rüzgar'ı hayatta tutmaya çalışır. Yine bir gün bu baba oğul,acımasız dünyada hayata tutunma çabası içerisindeyken kurt saldırısı esnasında kendilerini kurtaran bir adamla karşılaşırlar. Oldukça gizemli olan bu adam fazla konuşmaz ve yüzünü bile herkesten gizler. Yazar, ismini bile sonlara doğru verdiği bu adamdan kitap boyunca "Yabancı" diye bahseder, biz de şimdi öyle yapalım. Yabancı da bu acımasız dünyaya eşini ve çocuğunu kurban vermiş acılı bir insan olarak Koray ve Rüzgar'ı koruması altına alıp onları tüm tehlikelere karşı kollamaya başlar. Rüzgar, henüz çok küçük ve dışarıdan gelebilecek tüm tehlikelere karşı savunmasız olduğu için kalabilecek güvenli bir yer arayışına girerler. Bu uğurda çıktıkları yolda yaşadıkları birçok olumsuzluğu bir kenara bırakacak olursak bir gün yine arayıştayken uzaktan bir ev fark ederler ve temkinli bir şekilde bu eve yaklaşırlar. Böylece onlara sıcak bir yuva imkanı sunacak olan ileri yaşlı bir adamla, Adem Kurt'la tanışırlar. Adem, bu acımasız dünyaya öylesine uyum sağlamayı başarmıştır ki evinde neredeyse her erzaktan stoklar bulunur, diğerlerinin uzun zamandır yemediği tüm yiyecekler Adem'in elinde mevcuttur. Kısa bir süreliğine de olsa bu yolculara evini açan Adem, onlara babacan bir tavırla yaklaşır ve onlarla yuvasını, sofrasını paylaşır. Adem'e misafir olmak her ne kadar konforlu ve bu dünyada ulaşılması güç olan imkanlara ulaşmak demek olsa da her güzel şeyin bir sonu olduğu gerçeği de göz ardı edilmemeli. Adem'in evinden ayrıldıktan sonra tekrar sayısız zorlukla karşılaşan Yabancı, Koray ve Rüzgar'ın neler yaşadığına kitabı okuyunca daha yakından tanıklık edeceksiniz.
Elbette kitapta yer alan karakterler bunlarla sınırlı kalmıyor. Bu dünyada farklı farklı insan toplulukları ele alınıyor; Kar Hayaletleri, Kar Kardeşliği, Kyakisler... Birbirinden farklı amaçlar altında toplanmış olan bu toplulukların yolları öyle ya da böyle süreç boyunca birbiriyle kesişiyor. Kitapta ele alınan başka bir topluluk ise Gorga ve yanındakilerdir. Birçok kadın ve çocuğun da bulunduğu bu topluluk, kendilerine güvenli bir yerleşke bulma umudu ve amacıyla yola koyulurlar. Tahmin edileceği üzere bu yolculuk esnasında oldukça fazla zorlukla karşılaşırlar. Bu zorluklara kitabı okuduğunuz zaman daha yakından tanıklık edeceksiniz.
Toplulukların yanında bireysel olarak yaşam mücadelesi vermeyi tercih eden insanlar da mevcut, bunlardan biri de daha önce bahsini ettiğimiz Adem Kurt. Bu zorlu dünyada bireysel olarak yola devam etme kararı almak oldukça büyük bir dayanıklılık ve güç ister. Kaldı ki topluluk halinde yaşamayı tercih edenler bile oldukça büyük sorunlar ve mücadelelerle karşı karşıya kalırlar.
Toparlayacak olursak; okumuş olduğum bu kitabın beni her anlamda içine çekmeyi başardığını söyleyebilirim. Okurken kendinizi o mücadelenin içinde hissedecek, yeri gelecek şaşıracak yeri gelecek düşüneceksiniz.
Bir seri halinde yayımlanacak olan bu kitabın ikincisini sabırsızlıkla bekliyorum :)
Tavsiye ettiğim bir kitap olduğunu söyleyebilirim :)
İyi Okumalar :)
OrtusolisSüleyman Dalğın