9/10
·224 syf.··
2026 10. kitabı
Kader dediğimiz şey, genellikle fark edilmemiş alışkanlıklar bütünüdür. Bir kız çocuğu annesinin kaderini değil, annesinden devraldığı çözülmemiş meseleleri yaşar. Bu meseleleri çözdüğünde ise kendi hikayesini yazmaya başlar. Hatice, Reyhan ve Melis... Üç kuşak,üç hayat ve üç yazgı... Hatice: Sessiz ama derin bir direnişin temsilcisi. ​Reyhan: Gençliği yarım kalmış, hüzünle erken tanışmış bir anne. ​Melis: Parlayan geleceği ve umudu temsil eden en genç kuşak. Yıl 1972... Kastamonu'nun bir köyünde yaşayan Hatice hanım ve tabiri caizse el iyisi ev delisi kocası Selim ve 2 çocuğu ile başlar. Hatice hanımın döneminde kadın olmak; susmak, kabullenmek ve "yazgısına" razı gelmektir. Hatice’nin hayatındaki kırılmalar, aslında sonraki nesillerin karakterini şekillendiren ilk domino taşıdır.Kocası Selim köyden para kazanma umuduyla İstanbul a taşınma kararı alır ama bu göç onlara maddi refah sağlamak yerine büyükşehir kaosuna sürükler. Maddi zorluk yüzünden çocuklarını okutamazlar ve oğulları çalışmaya gider ilk ayrılık yaşanır. Hatice hanım ise evlere gündelikci olarak gider hatta çalıştığı bir evde iftiraya uğrar ve etkisinden zor kurtulur. Reyhan ise babasının içip geldiği ve hayatı zehir ettiği bu evde çektiği yetmez gibi bir de dost bildiği Ayşe den yer asıl darbeyi. Platonik aşkı ile olamayacağını anladığında kendinden büyük biriyle evlilik yapar ama hiç bir şey umduğu gibi gitmez. Artık tek umudu Melis'tir. İnsanın kendi seçimleri ile hayatın ona sunduğu zorunluluklar arasındaki o ince çizgiyi sorgular. Kitap, "Alın yazısı değiştirilebilir mi yoksa sadece bize çizilen yolu mu yürürüz?" ikilemini çok naif ama sarsıcı bir yerden sorguluyor.Eğer aile dizimi, kuşaklar arası aktarım ve kadın hikayeleri ilginizi çekiyorsa, bu kitap size çok tanıdık gelecek manzaralar sunuyor.
YazgıNebiye Sevük · Parlayan Kitap · 202523 okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.