·480 syf.····Okunma: 16 Şubat 2026 13:34 Ateş mi Su mu? ile Chris Carter bir kez daha zekâ sınırlarını zorlayan, psikolojik gerilimi iliklere kadar hissettiren bir hikâyeye imza atmış. Serinin vazgeçilmez ikilisi Robert Hunter ve ortağı Carlos Garcia yine karanlığın tam ortasında, insan aklının alamayacağı bir kötülükle karşı karşıya kalıyor.
Los Angeles Polis Teşkilatı Cinayet Büro’da sıradan başlayan bir gün, bilinmeyen bir numaradan gelen telefonla kabusa dönüşür. Telefonda gizemli bir ses Hunter’dan bir internet sitesine girmesini ister. Ekranda canlı yayın vardır ve bu yayın yalnızca onun için hazırlanmıştır. Hunter’dan ekrandaki adamın nasıl öldürüleceğine karar vermesi istenir. Reddetme şansı yoktur. Verdiği cevap, iki gün sonra işlenmiş bir cinayet olarak karşısına çıkar. İşte tam bu noktada Carter, okuyucuyu yalnızca bir cinayet soruşturmasına değil, vicdan ile akıl arasında sıkışmış bir dedektifin psikolojik savaşına da dahil eder.
Daha ilk olayın şokunu atlatamadan yeni bir telefon gelir. Bu kez olay büyümüştür. Yeni kurban, yeni bir internet sitesi ve bu defa tüm Kaliforniya’nın izlediği bir canlı yayın… Üstelik izleyiciler oylama yaparak kurbanın kaderini belirlemektedir. Cinayet artık bireysel bir sapkınlık değil, toplumsal bir suç ortaklığına dönüşmüştür. Katil yalnızca öldürmüyor; insan doğasının karanlık tarafını ortaya çıkarıyor, vicdanları sınava tabi tutuyor.
Katilin teknolojik zekâsı ise hayranlık uyandıracak derecede korkutucu. Siber Suçlar Birimi IP adresini takip etmeye çalıştıkça konum sürekli değişir. Her adımda bir adım öndedir. Hunter ve Garcia daha soruşturmaya tam anlamıyla başlayamadan yeni bir yayın, yeni bir kurban ortaya çıkar. Katil oyunu geliştirmiştir; cinayeti bir “reality show”a dönüştürmüştür.
Roman boyunca insan şu soruları sormadan edemiyor: Katilin asıl amacı ne? Kurbanlar gerçekten rastgele mi seçiliyor? Yoksa geçmişlerinde sakladıkları karanlık sırlar mı var? Ve en ürpertici ihtimal… Sıradaki hedef, dişine göre gerçek bir rakip olan Dedektif Hunter mı?