Akıllara durgunluk veren bir kitap olmuş bu. Tolstoy'u severim; okuduğum kitapları içerisinde beğenmediğim bir kitabı neredeyse yok. Ancak bu kitabın hastalıklı, bağnaz tarafları yoruyor. Zaten başkarakterin karısını neden ve nasıl öldürdüğünü okuyorsunuz. Bu hikayeyi sona erdirene kadar geçen süreçte aşk, evlilik ve üreme, insan-hayvan kıyaslamaları, insan doğasındaki öfke ve şiddet eğilimi, toplumsal yasalar ve bunların bizim üzerimizdeki etkileri, inançlarımız ve yanılgılarımız hakkında bizi sıkı bir düşünme ağına getirse de; Tolstoy'un namus kavramına takık, bilimden nefret eden, Hristiyanlıkla kafayı bozmuş durumda, hem deli hem de yetenekli bir yazar olduğu ortaya çıkıyor. Kitabı okuduğuma pişman oldum sonucu çıkmasın buradan. Kitabın dili oldukça akıcı ve tartışma konusu sağlam. Ancak hemen her edebi eserde olduğu gibi yazarın öznel görüşleriyle epeyce yoğurulmuş. Bir kere kadının toplumdaki yerini ve erkeğin bu konumdaki rolünü iyi gözlemlemiş. Ama bunu dar çerçeveden yorumlayabilmiş, dindar kişiliği ölçüsünde...Kendisine çok sınırlı bir yere kadar katıldığım da söylenebilir fakat çoğunlukla ters düştüm elbette. Yine de keyif aldığım bir okuma olduğunu söylemeliyim. Kitabın sonunda yazar kendini, bu kitabı yazmaktaki maksadını uzun uzun açıklıyor üstelik. Bu da ayrıca deli işi geldi bana. (Tanısaydı beni pek sevmezdi Tolstoy efendi! kdskdskds :))))