Gönderi

Şafak sökmeden yaptığım Sakarya İstanbul yolculuklarının üzerinden uzun yıllar geçmiş. Sabah Haydarpaşa trenine binecek olmanın vermiş olduğu heyecanı bugün gibi hatırlıyorum. Hayatın yüklerini tam anlamıyla yüklenmediğimiz zamanlardı. Mutluluk ya da umut sözlüklerde geçen kelimelerden ibaret değildi, henüz! Uzun yıllar sonra yeniden geldim. Buradayım işte. Defalarca düşmüş, ancak bir kuvvet deyip tekrar ayaklanmış bir beden ne kadar var olabilirse, ona kadar bir nefesle. Burdayım... Yeniden... Büyüdük mü? Bilmiyorum. Ne değişti peki? Artık Haydarpaşa treninin olmaması en büyük değişiklik galiba. Gebzede yolculuğumuz son buluyor, maalesef. Kulağımdaki walkmanın yerini alan telefon kulaklığı, okuduğum kitabın ismi, oldum olası sevdiğim bir ton olunca var olup olmadığından çok ta emin olamadığım pudra bir termos...Ve sırtımda biriken yükler... Sana sığınmayı severim, bilirsin İstanbul. Severim Kız Kulesini izlemeyi bilirsin. Üsküdar sahilde dost bildiklerimle tavla atmayı, martılarını, Ayasofyanda nefes almayı, Ortaköyde çay içmeyi, Gülhanede fotoğraf çekmeyi ve bakır çaydanlıkların damağımda bıraktığı lezzeti, Pierre Lotiden seni izlemeyi, doya doya izlemeyi, sana sığınmayı çok özledim, İstanbul! Şimdi sana geliyorum! Yol sensin, yolcu ben. Şimdi sana sığınıyorum! Aç kollarını İstanbul! #İstanbulaAşkla #BirazDaBenden
1000Kitap
·
248 Gösterim
2 Yorum
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.