Kitapların İyileştirme Gücü aslında hızlı okunabilecek bir kitap. Ama şehir dışında olduğum için okumam biraz zamana yayıldı. Belki de iyi oldu; bazı kitaplar aceleye gelmemeli.
Kitap, 53 kısa denemeden oluşuyor ve bir kitap kurdunun kitaplarla kurduğu ilişkiye tanıklık ediyoruz. Okurken sık sık kendimi okuyormuş gibi hissettim. Abartısız söylüyorum: elli denemenin en az kırkında “ben de böyleyim” dedim.
Yazar; ince kitap mı kalın kitap mı okumalı, hızlı mı yavaş mı okumalı, aynı anda kaç kitap okunur, kitapların altı çizilir mi, metroda kitap okunur mu, kitap kafelerde okumak nasıl bir histir, okuma alışkanlığı nasıl kazanılır, kitaplarla empati kurmak ne demektir gibi pek çok başlığa değiniyor. Yani kitap okumanın etrafında dönen bütün o küçük ama çok tanıdık tartışmalar burada.
Hwang Bo-reum tam anlamıyla bir bibliofil. Okuduğu kitaplardan alıntılar yapıyor, pek çok yazara kapı aralıyor. Bu kitap bana da yeni yazarlar keşfettirdi. İsmini ilk kez duyduğum isimler oldu, uzun zamandır aklımda olan ama bir türlü başlayamadığım yazarlara dair “belki de artık zamanı gelmiştir” dedirtti. Bazı alıntılar, okuma isteğimi yeniden canlandırdı.
Kitap okumak üzerine yazılmış bir kitabı okumak bana gerçekten iyi hissettirdi. Daha önce yazarın Hyunam-Dong Kitabevi kitabını da okumuştum; dilini, hayallerini anlatış biçimini çok sevmiştim. O kitapta da kendi hayallerime rastlamıştım zaten. Bu kitapla birlikte şunu fark ettim: Yazarla birebir aynı değiliz belki ama bir okur olarak aynı yerlerden hissediyoruz.
Kitabın bir yerinde yazar, sevdiği bir kitabı ya da karakteri başkasının da sevdiğini gördüğünde mutlu olduğunu söylüyor. Ben de aynısını hissediyorum. Daha önce, bir kitabın içinde başka bir kitaba rastladığımda bunu bir tanıdıkla karşılaşmaya benzettiğimi söylemiştim. Dünyanın neresinde olursa olsun, iyi bir okurla aynı duyguda buluşmak insana tuhaf bir yakınlık veriyor.
Bu yüzden Kitapların İyileştirme Gücü, sadece kitaplardan bahseden bir deneme kitabı değil; okur olmanın, okur kalmanın, kitaplarla kurulan o sessiz ama derin bağın bir hatırlatıcısı.
Ve evet, bana çok iyi hissettirdi.