Hyperion bilim kurgu klasiklerini okuduğum için karşılaştığım, daha önce adını duymadığım ama adından oldukça iddialı bahsedilen bir kitap. Benim içinse açık ara okuduğum en ama en zor bilim kurgu klasiği. Normalde kitapların hızlanan ve yavaşlayan yerleri olur ama Hyperion baştan sona o kadar zor okunuyor ki çevremden kimseye bu kitabı kolay kolay öneremem.
Kitabın çok ciddi bir kurgusu var hatta daha önce karşılaştıklarıma benzemeyecek kadar etraflı ve derin diyebilirim. Yazar koskoca bir evren oluşturmuş ama bana sorarsanız bunun içine girmek veya her ayrıntısıyla takip etmek çok zor. Kitapta ciddi bir konu ve kavram kalabalığı var bence. Yazarın kafasının zehir gibi olduğunu düşünüyorum ama bana sorarsanız aklına gelen her fikri her hikayeyi ve sevdiği tüm kavramları bu kitapta kullanmış ve çorba olmuş.
Kitap 7 kişinin Hyperion denen gezegene bir görev için onların deyimiyle Hac seferi için seçilmesiyle başlıyor. Sonradan bu hacılar yan yana geliyor ve bir yandan Hyperion'a giderken bir yandan da birbirlerine hikayelerini anlatıyorlar ki anladığım kadarıyla bu anlatılanlar niye bu seferde olduklarıyla yakından alakalı. (Burada anladığım kadarıyla diyorum çünkü özellikle bu hacıların Hyperion'a gidip ne yapacaklarını, Hyperion'un neden bu kadar önemli olduğunu veya Shrike denen yaratığın amacının ne olduğunu katiyen anlamadım ama ümit ediyorum ki diğer kitaplarda anlarım.) Kitabın neredeyse tamamı bu hikayelerle geçiyor ki devamının olduğu buradan anlaşılıyor. Her bir karakterin hikayesi o kadar derin o kadar ilginç ki kitap karmaşık olsa da yazara hayranlık duymamak elde değil. Rahatlıkla söyleyebilirim ki her yerde karşılaşabileceğiniz türden hikayeler anlatmıyor karakterlerin hiçbiri.
Genel olarak baktığımda kitabı beğendim diyebilirim çünkü konu olarak da kurgu olarak da çok farklı bir deneyimdi. Ama ne kadar bu açıdan güçlü olsa da ben gereksiz kalabalık bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okurken sonlara doğru çok bunaldığım yerler oldu çünkü kaçıncı sayfada bile hala bilmediğim yepyeni kavramlar geçiyordu ve bu kitaba girmeyi çok zorlaştırıyor. Dili zaten başlı başına bir sorun diyebilirim alıştıktan sonra okuyabiliyorsunuz ama hayatımda hiç duymadığım kelimeler vardı ve sorunun sadece çeviride olduğunu da düşünmüyorum. O kadar ki başlarda bu kelimeleri not alıyordum ama odaklanmam zorlaştığı için bıraktım.
Benim için kitabın kurgusu kadar okunuş şekli de önemli olduğu için denildiği gibi bir Yüzüklerin Efendisi veya Dune olamaz. Çünkü bence bir kurguyu oluştururken bazen nerelerden kısacağını da bilmen gerekir. Yazarı şahsen bu konuda çok eksik buldum. Ama hakkını da vereyim ki çok eşsiz bir deneyim ve bilim kurgu seven her kişinin bunu deneyimlemesi gerek diyebilirim. Keyifli okumalar.