#okudumbitti
Gece Açan ÇiçeklerTarık TufanTarık Tufan 'dan okuduğum ikinci kitap. İlk kitap " Âşıklara Yer Yok " açıkçası bende daha büyük bir heyecan ve izlenim bıraktı. Kitap güzeldi ama Halidenin trajik sonu sanki biraz daha farklı bitebilirdi gibi geldi bana. Ama yazarın dili ve kurgusu bence yine çok çok iyiydi.
Kitaba gelecek olursak; olayların merkezinde yer alan ve hikayenin baş karakteri de diyebileceğimiz paşagil ailesinin hüzünlü ve bahtsız kızı Halide yer alıyor. Eser daha çok Halide'nin iç sesi,kırılmaları ve geçmişle hesaplaşması üzerinden ilerliyor.
Bu kırılmaların ilk ve belki de en büyüğü Paşagil ailesinin ve cemiyet hayatının soğuk,sivri dilli,otoriter,sevgiden mahrum bırakılmış ve duygusallığı bir zayıflık belirtisi olarak gören,güçlü olmayı seçmiş,sesi sivri topuklarinin yankısına karışan annesi Reyhan hanım var. Halide'nin ruhsal yaralarının temelinde annesinden göremediği bu şefkat ve sevgi eksikliği var.
Canfeda Konağı romanda bir mekan olmaktan daha çok çökmeye yüz tutmuş bir geçmişin ve dağılmış bir ailenin fertlerinin sembolü olarak kullanılıyor. Halide'nin kardeşleri aynı ailede büyümüş olmalarına rağmen, her biri farklı savuruşlar yaşarlar. Konağın satılması sebebiyle görünse de asıl yüzleşmek için seneler sonra bir araya gelen; Cihangir,Zeliha ve Nihal geçmişte aile içinde yaşanılan sevgisizlik ve otorite boşluğu, her birinde farklı yaralar açmıştır. Bu yüzden aralarında güçlü bir bağdan ziyade mesafeli bir ilişki var.
Olaylar ne kadar Halide'nin iç dünyasından aktarılıyor olsa da en başından beri karşımızda duran ve bir tuvale resmedilmiş büyükanneleri Handan hanım ve dedeleri Derviş Ali yer alıyor. Derviş ali mistik bir karakter olarak(Derviş,Tekke,Tasavvuf inancı gibi geniş anlamda düşünüldüğünde)karşımıza çıkıyor. Dünya maddiyatından ve hırsından arınmış, gözlemci,sessiz ve anlamın peşinde olan bir kişi. Üstat dediği hocası Zonaro ise olayların daha çok estetik ve tarihsel tarafını temsil eden bir karakter. İsim bile bilinçli olarak seçilmiş yazar tarafından. Çünkü Fausto Zonaro Osmanlıda 2. Abdülhamid döneminde saray ressamlığı yapmış İtalyan bir ressamdir.
Toparlayacak olursak baba karakterinin aileden en başta koptuğu, bir ailenin sevgi,merhamet ve şefkattan payına düşeni alamamış fertleri ve bunun ekseriyetinde kuşaklar arası travmaların bir sonraki kuşağa miras olarak bırakıldığı,yaşanan acıların ve sıkıntıların bir konağın uğursuzluğunda tamamlandığı bir eser. Tavsiye ederim :)