Pardon Osman…
Sen kimsin?
Mağdur musun, yoksa zalim olmayı seçmiş bir mazeret mi?
Katil misin, maktul mü;
yoksa her ikisini de aynı bedende taşıyan biri mi?
Ölümün kaza mıydı,
yoksa uzun zamandır sürdüğün sessiz bir intiharın son perdesi mi?
Acı veren misin,
yoksa acının içinde büyüyüp onu başkalarına sızdıran biri mi?
Korkak mısın,
yoksa korkusunu erdem gibi taşıyan bir kahraman taklidi mi?
İyi de Osman… niye?
Neydi elini kolunu bağlayan?
“Çocukluk travmaları” deme bana.
Baban Necmi Bey’in yaptıklarını sıralama sakın.
Bunların hiçbiri,
“çok seviyorum” dediğin kadının
adım adım içine sürüklendiği çukuru
görmeni engelleyecek kadar büyük değildi.
Olmamalıydı.
Sen neden hep birileri tarafından
sarılıp sarmalanmak istedin Osman?
Seni sarsınlar,
annen gibi kollasınlar diye miydi
çevrene giydiğin o mütevazı haller?
Yoksa sevgi dediğin şey,
sorumluluktan kaçmanın en zarif kılıfı mıydı?
Bence sen,
o sevmediğini söylediğin
iğrenç kardeşin Teoman’dan
daha iğrençsin.
Çünkü o en azından neyse oydu,
sen ise iyiliği bir maske gibi taşıdın.
Yakışıklılığınla,
hiçbir işe yaramayan eğitiminle,
duygusal hâllerinle
kendini kamufle ettin.
Kırılgan görünerek kırdın,
anlaşılamıyorum diyerek anlaşılmaktan kaçtın.
Kanmadım Osman.
Ama Şebnem kandı.
Şebnem’e gelene kadar
hayatında kimler geldi, kimler geçti…
Kalabalıklar içinde yapayalnızdın.
Şebnem’le bu yalnızlığın kalabalıklaştı,
ama iyileşmedi.
Sadece daha gürültülü bir boşluğa dönüştü.
Çok kızgınım sana Osman.
Görmezden geldiğin her an için,
para uğruna vazgeçebileceğin değerlerin için,
bir asalak gibi seni saracak birilerini aradığın için
çok kızgınım.
Çünkü sen sevilmek istemedin,
taşınmak istedin.
Öldün Osman.
Bir kamyon ezdi geçti seni.
İntihar mı diye şüpheli geçmişler ölümünü.
Ama sen intihar etmezsin Osman.
Sen bir anda değil,
yavaş yavaş ölürdün kendini. Ayfer TunçOsman
OsmanAyfer Tunç · Can Yayınları · 20208,3bin okunma