#StefanZweig
#Satranç
#İşBankasıYayınları
Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştir.
* * * * * * * * *
Merhaba okur dostlarım🪽
Stefan Zweig'in “SATRANÇ” eseri ile sizleri; zihnin en karanlık koridorlarına, ruhun o uçsuz bucaksız labirentlerine götürmek istiyorum.
Eser, sadece bir oyunun hikâyesi değil; insan ruhunun baskı, hiçlik ve delilikle olan o mücadelesinin bir yansımasıdır aynı zamanda
Satranç :
Öyle bir eser ki , hikâyeye gücünü veren , hikâyenin kendisi değil, içerisindeki o aforizmalar, düşünceler ,felsefeler ,yorumlar ve tahlillerin ta kendisidir..
Kitabın kalbinde yatan o yadsınamaz gerçeği ise şu cümleyle özetliyor:
➜ "Dünyada hiçbir şey ; insan ruhu üzerinde, hiçlik kadar ağır baskı yapamaz."
Yazar ise burada fiziksel bir işkenceden ziyade, mutlak bir sessizlik ile birlikte gelen, dört duvar arasında, dış dünya ile bağı kesilmiş bir insanın, kendi zihninin içinde kaybolmaya mahküm edilişini gözler önüne seriyor..
İşte kahramanımız Doktor B, bu dipsiz kuyudan çıkmak için zihnini bir sığınağa dönüştürerek , satrancı bir halat, bir can yeleği gibi kullanıyor.
Zweig; satrancı tarif ederken ise ona adeta bir kişilikte yüklüyor :
➜ “Geometrik alanı sınırlı ama kombinasyon sayısı sınırsız. Esersiz bir sanat, kemersiz bir mimaridir , satranç.” der, satırlar arasında geçen bir cümlede..
* * * * * * * * *
SATRANÇ ;
Hikayemiz New York’tan Buenos Aires’e giden bir yolcu gemisinde geçiyor..
Bu gemi ise iki zıt karakterin yollarını kesiştirip , onları karşı karşıya getiriyor:
İki farklı dünya, tek bir tahta ve o kudretli buluşma..
Bir yanda ; köylü bir geçmişten gelen, hayata karşı duygusuz ve kaba olmasına karşın satrançta bir dahi olan Dünya Şampiyonu "Mirko Czentovic"..
Diğer yanda ise Nazilerin elinde "hiçlik" ile terbiye edilmeye çalışılırken, tesadüfen bulduğu bir kitapla zihnini ikiye bölüp kendiyle satranç oynayarak hayatta kalan "Doktor B"..
Doktor B’nin hikâyesi ise oldukça sarsıcı ve dokunaklıdır..
O; Hücresindeki mutlak yalnızlıktan tesadüfen bulduğu bir satranç kitabı sayesinde kurtulur..
Ancak bu kurtuluş, ona yeni bir hapishanenin kapılarını aralar.
Zihnini siyah ve beyaz olarak ikiye böler ve kendine karşı amansızca bir oyuna başlatır..
Bu durum, Zweig’ın deyimiyle "insanın kendi gölgesinin üzerinden atlamaya çalışması" dır
Kendi hamlesini bekleyen, kendi stratejisini çürüten bir beyin...
Bu süreç ona; Gestapo’nun işkencesine karşın bir kalkan göreviymiş gibi gözüksede, yavaş yavaş deliliğin eşiğinede sürüklüyordu aynı zamanda..
Uykusunda dâhi zihni sürekli satrançla meşgul olan Doktor B'nin , gerçekle bağı kopar ve bir süre sonra ve kendini hastanede bulur..
Doktor kontrolünde serbest bırakılır fakat bir daha satranç oynamamaya yemin eder.
Ta ki...
* * * * * * * * *
Satrançta;
Doktor B; aklını o hücrede mi korumuştur, yoksa onu başka bir deliliğe mi hapsetmiştir Sorularına yanıt ararken diğer bir taraftan ise;
Gemideki o büyük karşılaşmada, yılların birikmiş hırsı ve travması yeniden yüzeye çıkarken ; bu karşılaşma aynı zamanda ,sadece iki oyuncunun değil, iki farklı dünyanın savaşına ve gövde gösterisinede dönüşür
İlk oyun: Yılların açlığı ve birikimiyle gelen muazzam bir zafer.
İkinci oyun: Takıntının yeniden uyanışı ve zihnin o tehlikeli sınıra, sinir krizine geri dönüşü..
Bu noktada şunu sormak istiyorum;
Peki bu durum , sizce
"Bir kurtuluş mudur, yoksa bir tutsaklık mıdır"
Doktor B, bir noktadan sonra kendi sınırını fark eder ve masadan kalkmayı bilir.
Czentovic ise satranç tahtası ve taşlar ile başbaşa kalır..
Çünkü o; geçmişte, satrancın kendisini kurtarabileceğini ama aynı zamanda yok edebileceğini acı bir tecrübeyle öğrenmişti..
Yazarın satır arasında vurguladığı şu cümle ile;
"Bazen bir oyun bir insanın aklını kurtarırken, bazen de onu yok edebilir."
Zweig; insanın özgürlüğe duyduğu tutkuyu, zulme karşı onurlu duruşunu ve zihnin hem en güçlü kale, hem de en karanlık zindan olabileceğini anlatıyor , en çarpıcı şekilde..
Eğer sizlerde insanın kendiyle olan mücadelesini, zihnin gizli koridorlarını ve bir dehanın delilikle arasındaki o ince çizgiyi merak ediyorsanız, bu okyanus yolculuğuna mutlaka çıkın derim