Schopenhauer felsefesini ilk defa okuyorum. Daha önce hem yazarı hem kitaplarını araştırmamıştım. Ben çapraz okumada araya hafif aforizmalar serpeyim diye almıştım kitabı elime ama bu kadar güçlü bir felsefe ile karşılaşacağımı hiç beklemiyordum. Okurken tamamen başrol kitap oldu.
Kitapta vurgulanan bazı konular var
YALNIZLIK
Yazar yalnızlığı, kişilik olgunluğunun bir parçası olarak yorumluyor. Tabi bu yalnızlığı sadece "az insan" penceresinden değil de dışarıda az içeride çok olmak şeklinde vurguluyor.
Bir kimse iç dünyasında ve bilhasaa ruhunda ne kadar çok şey barındırırsa o kadar kalabalık olur, başkalarının onayını düşünmez, "kendini" gerçekleştirebilir. Ve bütün bunları da ancak kendisiyle başbaşa kaldığında 'yalnızlıkta' fark edebilir, gerçekleştirebilir.
"İç dünyası zengin olan bir kişi, yazgıdan çok şey beklemez." s7
"Büyük bir kafaysa yalnızlığı seçecektir. Çünkü bir kimse kendinde ne çok şeye sahipse, dışarıdan o denli az şeye gereksinir." s22
"Çünkü herkesin kendine döndüğü yalnızlıkta, bir kimsenin kendinde neye sahip olduğu ortaya çıkar." s22
RUH ZENGİNLİĞİ
Kişinin ruhunun zengin olması, hayatını yaşanılır kılar. Kişinin kötü olaylar yaşaması değil, o olaylara nasıl tepki verdiğidir önemli olan. Aptal bir adam çaresiz durumlarda ahını vahını arşa ileticekken, ruhu dolu bir adam varsa çözüm arar yoksa durumu kabullenip yol çizer. Kişin kötü ortamlarda olması değil, o ortamları nasıl değerlendirdiği önemlidir. Yine aptal bir adam ortamın derdinden iş verimini en aza indirecekken, ruhu zengin bir adam "çamura düşmüş bir inci tanesi gibi"( Sefiller (2 Cilt Takım) ) ortamı güzelleştirmeye bakacaktır.
"İç dünyası zengin insan tamamen yalnızken, kendi düşünceleriyle ve hayalleriyle eşsiz bir eğlence bulur. Ruhsuz biri sürekli dernekten derneğe, oyundan oyuna, yolculuktan yolculuğa ve şenlikten şenliğe koşsa bile can sıkıntısından kurtulamaz."s7
SAĞLIK
Biz biliyoruz ki; 'Sağlam kafa, sağlam vücuttadır', 'güneş girmeyen eve doktor girer.'
Ve yazar da ekliyor
"Sağlıklı bir dilenci, hasta bir kraldan daha mutludur. s7
Sağlığın bütün dışsal mülkler, zenginlikler karşısında ağır bastığını ve o olmadan elde edilen hiçbir şeyin önemli olmadığını vurgular.
ONUR VE ÜN
herkesin kendine "onur" atfedebileceğini ancak "ünün" ise çoğunluk tarafından kabul görmüş olmak olduğunu yani ünün onurdan daha nesnel bir olgu olduğunu söyler.
"Onur, herkesin kendine açıkça atfedebileceği, ün ise hiç kimsenin kendi kendine atfedemeyeceği özelliklere ilişkindir." s96
Yine ünün kendisini değil, ardındaki çabayı ve emeği önemser. Ün, yargı gücü olmayan kandırılmış bir kitle tarafından verilmişse, kişi yalnızca pohpohlanmıştır. Ün, büyük adam olduktan "sonra" elde edilir. Ve burda yaşın da önemini vurgular:
"Ünün ve gençliğin bir arada olması bir ölümlü için çok fazladır." s108
Yazar, bunun da altını doldurur. Gençlik çağında, akan hızlı kanın akıllıca düşünmeye kapı açmasından ziyade, anlık ve geçici hazlara ve deli dolu yaşamaya yol açtığını söyler.
MUTLULUK
Ve yine delidolu olmanın, anı yaşamanın, sonrasında pişmanlık duyulacak kararlar almanın aptallık olduğunu söyler. Ona göre mutlu olmak, mutlu olacak şeyler yapmakla ilgili değil, mutsuz edecek şeylerden ve belalardan uzak durmakla ve mutlu olmayı beklememekle ilgilidir. Geçmişte takılı kalmamayı, henüz gelmemiş olan geleceği günlerce düşünmemeyi ve bi yandan da sadece ânı yaşamamak gerektiğini söyler. Her ne kadar bunları ölçüde tutun dese de ben, insanların anlık mutluluklara ihtiyacı olduğunu ve bazen sadece keyif alması gerektiğini düşündüğümden bu noktada yazara katılmadığım noktalar oldu.
Ve son olarak kitabı en zengin kılan şey ise yazarın Doğu'dan ve batıdan "bilge kişiliklere" başvurup savını desteklemesi, alıntılarla süslemesiydi. Muteşemdi.
Yer yer katılmayıp, onu söyleyen bunu nasıl söyler dediğim noktalar da oldu ama yazarı daha çok tanımam gerekir anlamlandırabilmek için.
Harika bir rehber, tam bir başucu kitabı. Ara ara bu kitaba da dönmeyi ümit ederek, diğer kitaplarına da başlayacağım.