7/10
·454 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 22:59
Merhaba arkadaşlar. Cümleten hayırlı geceler ve şimdiden iyi bir ramazan ayı diliyorum hepimize. Michio Kaku anlatımıyla geleceğe bir bakış, bir tahmin (2011’de yazıldığı için gerçekleşenlere de bakacağız) ve gelecek hayali kurduğumuz evrene ait bir eser okuyacağız. 9 bölüme ayrılan kitapta işlenen konular ise Bilgisayar, Yapay Zeka, Tıp, Nanoteknoloji, Enerji, Uzayda Yolculuk, Sermaye, İnsanlığın Geleceği ve son olarak da 2100’deki Yaşamdan Bir Gün olarak ayrılmış. Eserin yazılma aşamasından öğrendiğimiz kadarıyla, hayatında 2 olay bu eser için bir dönüm noktası teşkil ediyor Kaku’da. Birisi önceki kitabı da kendisine ayırdığı Einstein ve çocukken haber aldığı onun ölümü üzerine yaşananların etkisinde kalması diğeri ise Flash Gordon dizisi ve oradaki bilim kurgunun kendini oldukça fazla etkilemesi. Geleceğin bu ışıltılı dünyası, yazarın da epey merakını o zamandan cezbetmiş. -Dipnot olarak bazı efsane kült dizilerin geldiği hali görmekten utanıyorum. Yayın hayatına 23 Kasım 1963’de başlayan, 60 yılı geride bırakan Tardis’i, Dalekler’i, Ağlayan Melekleriyle gönlümüzde taht kuran Doctor Who dizisinden bahsediyorum. Ncuti Gatwa adında bir eşcinseli getirdiler, etek giydirdiler, başka bir erkekle öpüştürdüler ve koskoca bir dizinin sonunu hüsrana uğrattılar. Neymiş efendim, modern dünya düzeniymiş. Oturup en başından ailemle seyretmekten sıkılmayacağım nadir dizilerin başında geliyordu. Şimdi artık bir bölüm açacağım zaman temkinle yaklaşıyorum ne çıkacak diye. Sizin modern dünya algınız da düzeniniz de batsın. Bu modernlikse ben mağaramda mutlu hayatıma devam ediyorum. “Bilgisayarın Geleceği” bölümüne baktığımızda bizler bilgisayarın gelişimini, bizi nelerin beklediğini düşünüyoruz. Bilim hakkında yani gelecek hakkında net bir durum belirtmenin oldukça iddialı olduğunun farkındayız. Ama neredeyse her bilim kitabında kendisini andığım Charles Duell’in durumuna düşmemek için ne olabileceğini, teknolojinin nereye varacağını bizler de bekliyoruz. En son İ7 Laptop aldığımda daha ötesi ne oluyor diye beklerken şimdilerde geldiğimiz noktaya bakınca teknolojinin durabileceğine ihtimal veremiyorum. Özellikle kitabın yazıldığı yıla ait bir cep telefonunun, uzaya ilk gittiğimiz 1969 yılındaki Nasa’nın tüm gücünden daha fazla güce sahip olması çok ilginç gelebilir. “Yapay Zekanın Geleceği” kısmında bizler özellikle robotlar özelinde neler olabileceğine odaklanıyoruz. Burada hemen 3 Robot Yasası akıllarımıza gelse de sonuç olarak ne yapabileceği tam olarak asla tahmin edilemeyen ve neredeyse sıfır hata payına sahip makinaların kötü huylu olmamaları için temenni etmemiz gerektiğini düşünüyorum ben de. Sonuç olarak her robot, bir öncekinden daha gelişmiş halde tasarlanıyor. Kimileri de sıcak savaşlarda ve çatışmalarda kullanılmak için. Biz yine de çoğunluğun insanlığın iyiliği için tasarlandığına ve bunun için kullanıma elverişli olduğu senaryoya talibiz diyelim. Hadi bir de sürpriz. İnsan beyninin işlevini yerine getirecek bir icat düşünün. Bu tam olarak 1 Milyar Watt harcıyor. 1 Milyar Watt. İnsan beyni ise bunu sadece 20 Watt ile yapıyor. İnanılmaz değil mi? Güzel, o halde ey bilim adamları, işte bunu açıklama zamanınız geldi. “Tıbbın Geleceği” bölümüne baktığımızda, özellikle çok zengin ve yaşlı insanların sürekli parasını harcadığını duyduğumuz gen programlama ve yaşlandırmayı geciktirme konusuna odaklanıyoruz. Ancak bu konu hakkında en net söyleyebileceğim şey, ne zaman ki kanser gibi illet bir hastalığın net tedavisi bulunur, işte o zaman tıbbın geliştiğini, artık insanların yenemeyeceği hiçbir hastalık kalmadığını görürsem, çözümü olmayan bir hastalıkla karşılaşmazsak bu defa, Charles Duell gibi artık icat edilecek yeni hiçbir şey kalmadı diye kendimi ortaya atabilirim. Ne olursa olsun tıptan ve tıbbın geleceğinden en büyük beklentim bu hastalığın koşulsuz tedavisidir. “Nanoteknoloji” ise yıllarda kitaplara, filmlere ve hatta oyunlara bile konu olmuş bir meseledir. Yazar da tıpkı benim gibi bu teknolojinin kullanılmasını ve en büyük beklentisinin de kanserin tedavisi olduğunu özellikle vurgulamayı tercih etmiş. “Enerjinin Geleceği” bölümünde ilginç bir biçimde Hubbert Eğrisini (King Hubbert’in, bir kaynağın zaman içindeki üretim hızını tahmin ettiği modeli, Shell detayı dikkatinizi çekecektir) tartışarak başlıyor ve gezegendeki petrolün tükenmesini ve Amerikan Rüyasının aslında bir lanet olma sürecini bizlere anlatıyor. Aynı zamanda -doğru anladıysam- petrolle değil iletkenlerle ilerleyen elektrikli arabalar ve trenler çağının geleceğine inanıyor. Tesla bu hızla giderse onu da başaracak gibi duruyor. Hep beraber bekliyoruz. Özellikle önceki yüzyılın videolarına bakıp kullanılan elektrikli aygıtların günümüzde kullanımdan kaldırılmalarını ve yerlerine benzinle çalışan eşyaların getirildiğini görünce aklıma gelen şüpheleri, komplo teorisi olmaması adına buraya ekleyemiyorum. “Uzayda Yolculuğun Geleceği” en merak ettiğim ve yazarın neler tahmin ettiğini görmeyi en çok beklediğim bölümlerin başında geliyordu. Çünkü ben evrende yalnız olduğumuza inanmayan, gökyüzüne bizden başka bakanların da olduğunu düşünenlerdenim. O ise bir ‘Nano Gemi’ alternatifi üzerinde duruyor. “Zenginliğin Geleceği” ise özellikle kapitalist düzen ve onun ardındaki en büyük güç olan birleşik devletler ve politikasının dünya düzenini nasıl belirlediğini, hayatta kalacak insanları ve yaşamak için kimlerin kolayca feda edilebileceğini tartışan bir bölüm. Biz bunun hakkında daha önce de defalarca batının çocukları rahat yaşasın diye doğunun çocukları ölmeye devam ettikçe hiçbir şey düzelmeyecek demiştik. Yine lafımızın arkasında durmaya devam edeceğiz. “İnsanlığın Geleceği” sürekli dikkat çekilen ancak kimsenin umursamadığı, hele ki bu devirde insanların sadece kendilerini bile günlük olarak düşünüp yarınlar yokmuş gibi yaşadıkları bir dönemde çok da etkisi kalmayan ve oldukça küçümsenen birkaç aktivist grup dışında kimsenin dikkat etmediği meselelere eğilen bir bölüm. Gelecek kuşaklar ve medeniyetler nasıl olacak diye şimdiden oldukça merak ettiğimizi söylemek mümkün. Hep birlikte bekleyeceğiz ama büyük ihtimalle göremeyeceğiz çünkü yaşımız yetmeyecek. Yazarın bu kitabı kaleme almak için kaç tane bilim insanıyla görüştüğünü bir duysanız, inanmazsınız. Ben de inanmadım başta ama verilen emeği gördüğümüzde bunu gördüğümüzü inkar etmek alçaklık olurdu. Pek çok bilim eserinin aksine sıkmayacağını, bırakınca insanın moralinin bozulacağını söylemek bile mümkün. Ayrıca ufak bir serzenişte de bulunmak istiyorum. Nesli tükenmiş hayvanları geri getirme projeleri çok güzel, ilgi çekici ve bunun üstüne çalışmalar yapıldığını bilmek çok güzel ama günümüzün en beter hastalıkları olan Kanser ve türevlerine yönelik kesin çözümler bulmak adına çalışmalar yapılması bence çok daha iyi olurdu. Umarım gelecekte bu da yapılır ve umarım bunu yapan bilim insanı da bizim ülkemizden çıkar. Çünkü, neden olmasın? İncelemeler: Okumalar: Einstein’dan Ötesi (Evrenin Teorisi İçin Süren Evrensel Anlayış) Einstein’in Evreni (Albert Einstein’in Hayal Gücü, Uzay ve Zaman Kavrayışımızı Nasıl Dönüştürdü) Geleceğin Fiziği Geleceğin Fiziği (2100 Yılına Kadar Bilim İnsanlığın Kaderini ve Günlük Yaşamımızı Nasıl Etkileyecek) Olanaksızın Fiziği (Fazerlerin, Kuvvet Alanlarının, Işınlamanın ve Zamanda Yolculuğun Dünyasına Yapılan Bilimsel Bir Keşif Gezisi) Hepimize iyi okumalar dilerim..
Geleceğin FiziğiMichio Kaku · Odtü Geliştirme Vakfı Yayıncılık ve İletişim A.Ş. · 2016818 okunma
·
153 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.