Gerçekten de, "nesnenin mevcudiyeti olmadan da görülerin yetisi" olarak imgelem bu kitapta (Anthropologie in pragmatischer) iki biçim altında, yani üretici imgelem ve yeniden-üretici imgelem olarak ele alınır. Yeniden-üretici imgelem, bellekten yararlanarak türev temsiller yaratır. Bu anlamda, uydurulan duyusal şeylerin ya da düşlerin yetisidir. Bu imgelemin ürünleri, her zaman temsil edilen nesnelerin deneyiminden sonra gelirler. Temsil edilen nesne, örneğin tek boynuzlu at gibi, bütünüyle kurgusal olsalar bile, onu oluşturan öğeler olanaklı bir deneyimden ödünç alınmıştır; bu örnekteki at, kanatlar ve tek boynuz, gibi. Bununla birlikte, geçmişin yeniden üretilmesi imgelemin tek zamansal boyutu değildir. Bu yeti aynı zamanda gelecekle de ilişkilidir ve ona ilişkin öngörüleri bu sayede üretebiliriz. Kant yine Hume'a benzer biçimde duyusal uydurmanın üç biçimi olduğunu söyler. Birincisi, yani biçimler üretme yetisi, bir sanat yapıtını yaratmadan önce tasarlayabilmeyi; ikincisi, yani çağrışıma dayalı üretim yetisi, nedensellik ilkesinden yararlanarak, mevcut olan bir temsil sayesinde başka bir temsili öngörmeyi; üçüncüsü, yani benzerliğe/yakınlığa dayalı üretim yetisi de, çağrışımdakinin aksine kuralsız biçimde imgeler üretmeyi gerçekleştirir. Şimdi bu üç biçime zamansallıkları üzerinden bakacak olursak, birinci biçimin geçmiş zamanla, ikinci biçimin gelecek zamanla, üçüncü biçiminse şimdiki zamanla ilişkili olduklarını söyleyebiliriz. Dolayısıyla imgelemin geçmiş, gelecek ve şimdiki zamanı bir araya getirdiğini ve özü itibariyle zamansal olduğunu da görebiliriz.
Sayfa 46 - Ayrıntı Yayınları, 1.Baskı, 2022, İstanbul.
13 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.