Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu hocamız, yalnızca bir bilim insanı değil; dil üzerinden bir medeniyet muhasebesi yapan entelektüel bir vicdan gibi konuşuyor.
Bu kitabı okurken bir yabancılaşma hissiyle yüzleştim. Sokakta, üniversitelerde, tabelalarda ve hatta akademik çevrelerde sıradanlaşmış bir dil kaybının aslında nasıl derin bir kültürel çözülme olduğunu fark ettim. Sinanoğlu’nun meselesi salt “yabancı kelime” meselesi değil; mesele, düşüncenin bağımsızlığı. Çünkü dil giderse düşünce gider, düşünce giderse millet çözülür.
Eser boyunca sert ama haklı bir sarsıntı var. Bye Bye Türkçe yer yer ironik, yer yer öfkeli, fakat her satırında bir memleket kaygısı taşıyor. Ben bu kaygıyı samimi buldum. Hele ki eğitim dilinin yabancılaşması üzerine yaptığı tespitler, sadece akademik bir eleştiri değil; geleceğe dair ciddi bir uyarı niteliğinde.
Kitabı bitirdiğimde kendime şu soruyu sordum: Biz gerçekten neyi kaybediyoruz? Kelimeleri mi, yoksa kelimelerin taşıdığı ruhu mu?
Belki herkes aynı fikirde olmayabilir. Belki bazı bölümleri abartılı bulunabilir. Ama şu kesin ki, bu kitap okuru konfor alanında bırakmıyor. Sarsıyor, düşündürüyor, yer yer rahatsız ediyor. Ve iyi kitap zaten biraz rahatsız etmez mi?
Benim için Bye Bye Türkçe, bir dil savunusundan çok daha fazlası; kültürel bir öz farkındalık çağrısı oldu.
Bye Bye TürkçeOktay Sinanoğlu · Bilim & Gönül Yayınevi · 20195,7bin okunma