Benim ağzımdan çıkan sözler, sözün muhatabından ziyade kendi karakterime karşı mesuliyetimdir. Kitaplar benim en iyi dostum, yalnızlık en büyük sığınağımdır.
"Yoruldum, evet… Ama durmadım. Dizlerim kanasa da yürümeye devam ettim. Herkesin sırtını döndüğü yerde ben kendime yaslandım. Kırdılar, küstürdüler, unuttular… Ama ben ne kendimi unuttum ne yolumu. Çünkü ben, acının içinden geçip ışığı bulmayı öğrenmiş bir savaşçıyım; yıkılmadım, çünkü içimde dağ gibi duran bir inat var."
Kant’ın eğitim anlayışını okurken aslında bir pedagojik metinden çok, insanın kendini inşa etme serüveni üzerine yazılmış felsefi bir manifesto ile karşılaştığımı hissettim. Ona göre insan, doğanın hazır sunduğu bir varlık değil; disiplin, ahlak ve aklın rehberliğiyle sürekli biçimlenen bir potansiyeldir. Kitap boyunca eğitimin yalnızca bilgi aktarmakla sınırlı olmadığı, bireyi özgür ve sorumluluk sahibi bir karaktere dönüştürme çabası olduğu fikri öne çıkıyor. Kant’ın insanı araç değil amaç olarak gören yaklaşımı, günümüzün sonuç odaklı eğitim anlayışına güçlü bir eleştiri niteliği taşıyor. Bu kısa ama yoğun eser, bana eğitimin meslek kazandırmaktan önce insan olmayı öğretmesi gerektiğini düşündürdü. Sayfalar ilerledikçe çocuk yetiştirmekten toplum inşasına, bireysel özgürlükten ahlaki olgunluğa kadar uzanan derin bir düşünsel yolculuğa çıktım. Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen Kant’ın soruları hâlâ güncelliğini koruyor; çünkü eğitim meselesi özünde insanın ne olduğu ve ne olabileceği sorusundan ayrı düşünülemiyor. Bu nedenle “Eğitim Üzerine”, yalnızca eğitimcilerin değil, insanın zihinsel ve ahlaki gelişimi üzerine düşünen herkesin kütüphanesinde bulunmayı hak eden değerli bir eser.
Eğitim ÜzerineImmanuel Kant · İz Yayıncılık · 20182,107 okunma
Peki insanoğlunu bilge ve ahlak sahibi bir hale getirmeden onu nasıl mutlu edebiliriz? Edebildiğinizi varsayarsak da kötülüğü ebedi hale getirmiş oluruz.