Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Biz’i okurken kendimi bir romanın içinde değil de bir zihnin içinde yürüyormuş gibi hissettim. Soğuk, matematiksel, kusursuz olması gereken bir zihnin. Ama o kusursuzlukta bir çatlak var; kitap o çatlağın büyümesini anlatıyor. Yevgeny Zamyatin’in dili bilinçli olarak mekanik. İlk sayfalarda duygudan çok formül okuyormuşsun gibi. İnsanlar isim değil numara. Evler cam. Hayat cetvelle çizilmiş gibi. Bu düzen ilk başta steril bir rahatlık veriyor; kaos yok, belirsizlik yok. Fakat birkaç bölüm sonra şunu fark ediyorsun: belirsizlik olmayınca insan da olmuyor. Ben en çok baş karakterin iç çözülüşünden etkilendim. Aşkı bir hastalık gibi deneyimlemesi, mantığın içinde büyüyen kontrol edilemez bir duygunun paniği… O bölümlerde metnin dili de değişiyor. Cümleler sertliğini kaybediyor, yer yer parçalanıyor. Sanki akıl kendi duvarlarını içeriden yumrukluyor. Bu dönüşüm çok sarsıcıydı. Kitap bana sürekli şu soruyu sordurdu: Özgürlük gerçekten ağır bir yük mü? İnsan güvenli bir kafesi, belirsiz bir gökyüzüne tercih eder mi? Düzen uğruna ruhumuzdan ne kadar vazgeçebiliriz? Bu sorular roman bittikten sonra bile zihnimde dönmeye devam etti. Açık söyleyeyim, bu kolay bir okuma değil. Duygusal olarak mesafeli, yer yer sert. Ama o mesafe kasıtlı; çünkü total kontrolün olduğu bir dünyada sıcaklık zaten suç. Kitap bitince içimde garip bir boşluk kaldı. Sanki bir cam fanusun içinden çıkıp gerçek havayı ilk kez solumuş gibi. Bana kalırsa “Biz”, bir distopyadan çok insanın içindeki düzensizliğin savunusu. Mantıkla tasarlanmış bir cennetin aslında ne kadar insansız olabileceğini gösteriyor. Ve en rahatsız edici yanı şu: anlattığı dünya tamamen yabancı gelmiyor.
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202011,9bin okunma
·
44 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.