“Şu devlet-i muazzama-i Osmaniye’nin en büyük adamı Sultan Selim’dir.”
Namık Kemal
İnce olmasına rağmen, tarihi bilgi bakımından oldukça yüklü, dili ise fazlasıyla ağır bir kitaptı. Eski kelimelerin fazlalığı sebebiyle yer yer zorlandım ve çoğu kez keşke sadeleştirilmiş bir Türkçe ile yayımlansaydı diye düşündüm. Buna rağmen, Namık Kemal’in anlatımı Sultan Selim’in tahta çıkışını, icraatlarını ve başarılarını son derece etkileyici bir biçimde gözler önüne seriyor.
Özellikle Yavuz Sultan Selim’in Mısır’ı fethettikten sonra cuma namazı için gittiği camide, hatibin kendisini “Hadimü’l Haremeynü’ş-Şerifeyn” unvanıyla anması üzerine seccadesini kaldırıp sarığını başından çıkararak toprak üzerinde secdeye kapandığının anlatıldığı bölüm beni derinden etkiledi. Bunun yanı sıra, savaşlar sırasında yeniçerileri motive etmek için yaptığı konuşmalarda İslam birliğini sağlama uğruna omuzladığı sorumluluğu görmek son derece duygulandırıcıydı. Abbasi Halifesinden halifeliği devralışı da bu meseleye ne kadar ciddi yaklaştığının açık bir göstergesiydi.